KÜLTÜR-SANAT:
Uşaklı oyuncu Kaan Alakent'in yıldızı parlıyor

- Kaan Uşak’a hoş geldin. Nasılsın?

- Hoş bulduk. İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?

- Kaan, Uşak’ta doğdun büyüdün şimdi seni dizilerde oyuncu olarak görmeye başladık ve Uşaklı olarak gurur duyuyoruz.  Bize kendini tanıtır mısın?  Kimdir Kaan Alakent?

- 21 Eylül 1991 yılında Uşak’ta doğmuş, ilk başta 1 Eylül İlköğretim okulunda ondan sonra Mor Okul diye bilinen Bedriye Kadir Uysal İlköğretim okulundan mezun olmuş sonrasında ise Ağaoğlu lisesinde öğrenimine devam etmiş birisi.

- Oyunculuk nasıl başladı? Tiyatroya geçmişin var mı?

- Tiyatroya ilkokul yıllarında Bedriye Kadir Uysal’da okurken başladım, zaten küçüklüğümden beri yaptığım taklitler aile içinde meşhurdu. Ondan sonra lisede de amatör şekilde uğraştım.

HAYALLERİMİN PEŞİNDEN KOŞTUM

- Üniversite kısmı nasıl gelişti?

- Ben konservatuvar istiyordum ama her Türk ailesi gibi bizimkiler de buna karşı çıktı. Babam emekli akademisyen olduğu için benim İngilizce işletme bölümüne gitmemi istedi. Sonra Adnan Menderes Üniversitesinde İngilizce İşletme okumaya başladım ama doğal olarak içimdeki o tiyatro aşkı daha ağır basıyordu, orada bölümle alakalı değil tiyatro ile alakalı çalışmalar yapıyordum. Naz Tiyatro topluluğu diye bir grubumuz vardı onlarla beraber turnelere çıkmaya başladık, çeşitli oyunlar skeçler sergiliyorduk. Kıbrıs’a da gittik, orada Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Türk sinemasının duayenlerinden Ayşen Gruda oyunumuzu izledi. Tabi o heyecanla Ayşen hanımın yanına gittik, “Hocam nasıldı?” diye sormak için. Ben oyunda bir sarhoş karakterini canlandırıyordum. Ayşen Gruda, beni yanına çağırdı ve “Sen Levent Kırca’dan sonra gördüğüm en güzel sarhoş taktini yaptın, aferin sana” dedi. Ben tabi havalara uçuyorum. Bu olay benim için dönüm noktası oldu. Sonrasında hayallerimin peşinde koşmaya karar verdim ve İstanbul maceram başladı.

- İstanbul’da hangi bölümde okudun?

- Hayallerim için tekrar üniversite sınavına girdim. İstanbul Aydın Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nü burslu kazandım. Okurken ATV’de yayımlanan ‘’Kim Milyoner Olmak İste’’ ve ‘’Elin Oğlu’’ programlarında staj yaptım. Sonrasından bir PR şirketinde part time çalışmaya başladım. Kendimi geliştirmek için eş zamanlı olarak, Altan Gördüm ve Vahide Perçin’in sahibi olduğu, aynı zamanda ders verdiği Akademi 35,5 Oyunculuk Okulu’ndan eğitim aldım. Eğitim sırasında birkaç diziye seçildim. Payitaht Abdülhamit, Kızlarım İçin ve İki Yalancı dizilerinde bölüm oyunculuğu yaptım. Benim için çok yoğun bir dönemdi. Bir taraftan okul, bir taraftan iş diğer taraftan tiyatro eğitimleri… Ama hayalleriniz varsa ve kendinize inanıyorsanız bu size yorgunluk değil, keyif oluyor.

HOCAMLA AYNI DİZİDE OYNADIK

- Kamera önüne ilk geçtiğin proje hangisi?

- Keremcem’in başrolde oynadığı, İki Yalancı isimli dizide ilk kez kamera önüne geçtim. Sonrasında Payitaht Abdülhamit ve Kızlarım İçin dizilerinde rol aldım. Akademide eğitim alırken bir de klip oyunculuğu yaptım, Ömer Faruk Doğan isimli bir şarkıcının “Bana Bunu Yapma” adlı şarkısına klipini çektik. Hemen ardından G.İ.F. isimli 4 bölümlük, bir YouTube dizisinde  hocam Altan Gördüm’le beraber rol aldık. Kamera karşısında olmak benim için büyük bir deneyim oldu. Ben bu dizide ‘’Onur’’ isminde zengin ve çapkın bir karakteri oynadım.

DARÜLBEDAYİ ÇOK İYİ BİR OKUL

Peki sonra…

2018 yılında başrollerini Cansel Elçin ile Birce Akalay’ın oynadığı Ağlama Anne diye bir diziye seçildim, orada ‘’Umut’’ karakterini canlandırdım ama o dizi 13 bölüm sürdü maalesef. Yine aynı yıl İstanbul Şehir Tiyatroları’nın seçmeleri vardı,  Osmanlı döneminden gelen bir gelenek olan Dar-ül Bedayi Atölyesi bünyesine öğrenci alınacaktı. 1000-1500 kişi başvurdu 40 kişiyi aldılar, o 40 kişinin içine ben de seçildim. Darülbedayi benim için tiyatroya atılan çok büyük bir adımdı. Çünkü burası yüzlerce duayen isim yetiştirmiş bir okul. Sinemada tanıdığımız birçok üstat, Münir Özkul’dan Adile Naşit’e, Zihni Göktay’dan Erhan Yazıcıoğlu’na, Perihan Savaş’tan Bennu Yıldırımlar’a kadar çok duayenin yolu buradan geçmiş. Ve bu okulda yine Sevinç Erbulak, Engin Alkan, Ersin Umulu gibi çok kıymetli hocalarımızdan dersler aldık.

PANDEMİ FİLM VE TİYATRO SEKTÖRÜNÜ SERT VURDU

- İkinci dizi projen neydi?

- İkinci dizi proje Kimse Bilmez isimli dizi oldu. Yine Keremcem başroldeydi hatta onda da Uşaklı bir arkadaşımız, Özgü Kaya başrol oynuyordu. Orada Nihat karakterini canlandırdım. Sonrasında pandemi patladı. Maalesef bu virüs en çok sanat camiasını etkiledi. Özellikle tiyatro, dizi ve film sektörü çok ciddi bir darbe aldı. Tiyatrolar kapandı, bazı diziler yayından kalktı, bazılarında ise çekimler durduruldu. 

- Biz seni en son Akıncı dizisinde gördük…

- Evet. Normalleşmeyle birlikte sektörde küçük bir kıpırtı başladı. Geçtiğimiz yaz Akıncı dizisine seçildim. Orada 6 bölüm Efe karakterine hayat verdim. Şu anda da birkaç projeyle görüşüyoruz. Güzel bir projeyle yeniden kamera karşısına çıkacağım.

HEDEFİM İYİ BİR KARAKTER OYUNCUSU OLMAK

- Hedefin nedir?

- Ben bu işe gerçekçi yaklaşıyorum, sonuçta 1,90 boyunda, manken fizikli çok yakışıklı bir adam değilim, iyi bir karakter oyunculuğu sergilemek istiyorum. Sarp Akkaya, Rıza Kocağolu, Öner Erkan benim için güzel örnekler, bu isimler gibi iyi bir karakter oyuncusu olabilmek, bunun için çalışıyorum. Umarım şans da yüzüme güler ve devam ederim.

TİYATRO BİR AŞK İŞİ

- Tiyatro oyunculuğu zor mu?

- Dünyada hiçbir problem olmasa bile Türkiye’de gerçekten özellikle İstanbul’da çok sıkıntılı bir süreci var. Neden diyecekseniz? Orada oyun sergilemek için çok büyük uğraşlar veriliyor, oyun sergilendiğinde kazanılan paranın yüzde 70-80’i oyunu sergilediğiniz mekanın kirasına gidiyor. Tiyatronun gelişememesinin en büyük sebeplerinden biri de bu... Bu yüzden tiyatro yapıp para kazanmak pek kolay değil. Gerçekten aşkla yapılacak bir iş. Belki de bu yüzden aileler çocuklarına tiyatroyu hobi olarak yapmalarını öneriyor. Ancak tiyatro bir hobi değil, ciddiyetle ele alınması gereken, çok emek isteyen, bir meslek dalı.

- Sektörden güzel örnekler de var…

- Tabi, mesela Haluk Bilginer Emmy ödülünü alarak ülkeye büyük bir gurur yaşattı. Türk sineması Netflix ile dünyaya açılarak büyük işler başarıyor. Yine tiyatroya son yıllarda ilgi artmıştı. Özellikle İstanbul’da salonlar doluydu. Ancak pandemi nedeniyle kapanması sektörü ciddi anlamda zora soktu. Umarım bir an önce bu virüs biter, sahnelerin ışıkları yeniden yanar ve perdeler açılır.

- Oyunculuk için tiyatro eğitiminin yanı sıra ne gibi çalışmalar yapıyorsun?

- Oyunculuk çok yönlü bir meslek. Kendinizi hemen her alanda geliştirmeniz gerekiyor. Ne kadar çok şey biliyor ve kendinizi geliştiriyorsanız bu sizi o kadar öne çıkarıyor. Bu nedenle ben de zaman zaman farklı alanlarda eğitimler aldım. Binicilik, kılıç, silah kullanma, kayak, snowboard, dans bunlardan bir kaçı…

- Kılıç, binicilik… Bir dönem dizisine hazırlanıyorsun o zaman yavaş yavaş?

Neden olmasın, inşallah çok isterim.

OYUNCULUK İNSANÜSTÜ BİR ŞEY

- Uşak’ta tiyatro ile ilgilenen, oyuncu olmak isteyen gençlere ne söylemek istersin?

- Ben gerçekten hayallerimin peşinden gittim, Uşak’ta oyuncu olmak isteyen gençlere önerim gerçekten istiyorlarsa bir an önce bu alana yönelsinler çünkü sonradan bir şeyler yapmaya çalışmak daha da zorlaştırıyor. Ben çok güzelim, çok yakışıklıyım, oyuncu olayım, yaparım… Böyle bir şey değil. Oyunculuk engin bir deniz, öğreneceğiniz çok şey var. Ben hala bu alanda kendimi geliştireceğim çok şey olduğunu düşünüyorum. O nedenle zaman zaman oyuncu koçlarıyla da çalışıyorum. Ben tiyatrocu ağabeylerimle, ablalarımla çalıştım. Çok emek harcıyorlar. Çok uykusuz kalıyorlar. Bir karakter canlandırmak, onunla ilgili araştırmalar yapmak gerekiyor. Bunlar kolay şeyler değil. Oyunculukta en temel konu okumak.  Vahide Hocamız şunu söylerdi, bu sözü ben kariyer sözü olarak kabul ederim: “Oyunculuk çok hadsiz, insan üstü bir şeydir.” Neden bunu söylüyor? Sen hangi karakter olursa olsun o karaktere bürünüyorsun, bu insanüstü bir şey. Örneğin bir insan mobilyacı ise mobilyacıdır, öğretmen ise öğretmen, doktor ise doktor  ya da şarkıcıysa şarkıcıdır. İşte sen oyunculukta onların hepsine bürünmelisin ve bunu inandırıcı bir şekilde izleyiciye aktarmalısın. Yani insanüstü bir şey yapman lazım, o yüzden çok çalışmak şart.

-Oyuncu, karakteri ne kadar iyi, ne kadar ona benzer bir şekilde canlandırıyorsa o kadar başarılı oluyor, doğru mu?

- Aynen öyle, yani karaktere bürünebilmek için çok okumak, çok çalışmak ve o role çok iyi girmek gerekiyor.

- İstanbul’daki bu sektörde yer alan kişilerle hiçbir araya gelebildiniz mi? Orada bu anlamda bir Uşaklılar dayanışması var mı?

- İstanbul’da Uşaklıyla karşılaşmak çok zor bir şey. Hele hele işte Uşaklı oyuncular hadi toplanalım gibi bir şey olmuyor. (Gülüyor) Zaten oyunculuk piyasasında şuralı buralı oyuncular diye bir şey yok. Tuncer Salman bizim uzaktan akrabamız olur, onunla birkaç kez görüştük sadece.

- Vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim

Ben de teşekkür ederim. Tüm hemşerilerime, selam ve sevgilerimle…

Röportaj / Bayram Keleş

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

“Anka” filminin çekimlerine Uşak ve Kula’da...
Yönetmenliğini Metin Kuru’nun üstlendiği, senaryosunu Murat Ünaloğlu'nun yazdığı “Anka” filminin...

Haberi Oku