Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun Uşak ve diğer il müftülüklerine gönderdiği bugünkü Cuma Hutbesi’nde, insan olarak dünyaya gelmenin büyük bir lütuf olduğu vurgulandı. İnsanlığın yalnızca büyük işlerde aranamayacağı belirtilen hutbede, gündelik hayatın küçük anlarında sergilenen davranışların da insanlığın önemli bir göstergesi olduğu ifade edildi. Peygamber Efendimizin yaşlılara saygı ve küçüklere merhamet konusundaki hadisine yer verildi. Hutbede, yaşlılara hürmet etmenin, çocuklara şefkatle yaklaşmanın, anne ve babaya iyilikte bulunmanın, hastaları ziyaret etmenin ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşmanın önemine değinildi. Hutbede şu ifadeler yer aldı:

“KÜÇÜĞÜMÜZE MERHAMET ETMEYEN VE BÜYÜĞÜMÜZE SAYGI GÖSTERMEYEN BİZDEN DEĞİLDİR“

İnsanlığı çoğu zaman büyük işlerde ararız. Oysa insanlık gündelik hayatın küçük anlarında saklıdır. Asr-ı saadette yaşanan şu hadise bizim için çok büyük hikmetler barındırmaktadır. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’i görmek için yaşlı bir adam gelmişti. Oradakiler ona yer açmakta ağır davranınca Rahmet Elçisi (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.” Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle davranan, kalbinin katılığından kurtulur. Anne ve babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı başında bulur. Hastaları ziyaret eden, ruhuna esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır. Komşusuna selam veren, sevgi ve muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olur.

MAKAMI ÜSTÜNLÜK SEBEBİ, SERVETİ ÖVÜNÇ VESİLESİ VE BİLGİYİ KİBİR ARACI OLARAK GÖRMEYİN MESAJI!

“Cenâb-ı Hak, “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” sorusu ile bizlerin dikkatini çekerken insan, Rabbinin kendisine verdiği kıymeti unutuverir. Makamını üstünlük sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirebilir. Oysaki dinimiz İslam bizlere şunları öğretmektedir: Değerimiz; dış görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç, öfkeyi dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi olabilmektir. Bazen yüzümüze gösterdiğimiz özeni kalbimize gösteremiyoruz. Aynada geçirdiğimiz vakit kadar iç muhasebemize vakit ayıramıyoruz. Küçücük bir sözü büyük bir kine dönüştürebiliyoruz. Aramızdaki kırgınlıkları yıllarca yaşatabiliyor, af ve mağfiret yolunu tutmayabiliyoruz. Miras kavgası yüzünden kardeşlerimizin kapısını çalmayabiliyoruz. Aynı safta omuz omuza durduğumuz komşularımızla selamlaşmıyor, akrabalarımızla sıla-i rahmi kesebiliyoruz.”

GÜCÜMÜZÜ ZAYIFLARA SIĞINAK OLMAK İÇİN KULLANALIM; SÖZÜMÜZÜ KIRILAN KALPLERİ ONARMAYA ADAYALIM

“İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Öyleyse bugünden tezi yok; evlerimize şefkati, sokaklarımıza merhameti, ticaretimize dürüstlüğü yeniden hâkim kılmak için harekete geçelim. Dilimizi gıybetten, kalbimizi kibirden arındıralım. Gücümüzü zayıflara sığınak olmak için kullanalım; sözümüzü kırılan kalpleri onarmaya adayalım. İşte o zaman yeryüzündeki fani yürüyüşümüz anlam kazanacak, bu dünyada ektiğimiz merhamet ahirette sonsuz bir rahmete dönüşecektir.”

Kaynak: HABER MERKEZİ