Hutbede ayrıca tevekkülün, Hz. Muhammed (s.a.s)’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz” buyruğuna uyarak, insanların evlatlarına güzel örnek olması gerektiği daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesinin olduğu aktarıldı. Bir gencin, “Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever” ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.
TEVEKKÜL TEMBELLİK ETMEK DEĞİLDİR
Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır. Hutbede, tevekkülün tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi olmadığı hatırlatılarak Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmanın zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmenin altı çizildi.
MÜSLÜMANA DÜŞEN; TEDBİR KULDAN, TAKDİR ALLAH’TAN ŞUURUYLA GECESİNİ GÜNDÜZÜNE KATARAK ÇALIŞMAKTIR
Allah’ın dediği olur kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen, Tedbir kuldan, takdir Allah’tan şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir” ifadesi hutbede yer aldı.
HAYATIN HER ALANINDA TEVEKKÜLE İHTİYACIMIZ VARDIR
Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir. Hutbe, istiklal şairi Mehmet Akif’in şu veciz sözleriyle sonlandırıldı.
Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!