Hastaneden yapılan açıklamaya göre, daha önce tiroidindeki şüpheli nodül nedeniyle ameliyatı planlanan Gökdemir, aynı dönem sol memesinden kanlı akıntı gelmesi üzerine hastaneye başvurdu. Görüntüleme yöntemlerinde belirgin bir kitle saptanmayan Gökdemir'e mamografi, ultrason, MR ve biyopsi yapıldı. İncelemeler sonucunda erken evre meme kanseri tanısı konulan Gökdemir'in, ses tellerine yakın bölgede yerleşimli ve cerrahi müdahale gerektiren şüpheli tiroid nodülü de değerlendirildi. Gökdemir'in meme kanseri ve tiroid ameliyatı aynı seansta gerçekleştirildi. Operasyonun ardından bir gün sonra taburcu edilen Gökdemir, meme kanseri tedavisini kemoterapi ve radyoterapiye ihtiyaç duyulmadan tamamladı ve hormon tedavisine başladı.
"40 YAŞINI BEKLEYEYİM DÜŞÜNCESİ DOĞRU DEĞİL"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sina Ferahman, meme başından gelen kanlı akıntının meme kanserinin önemli belirtilerinden biri olduğunu belirtti. Hastanın ayrıntılı incelemeleri sonucunda kanseri erken evrede tespit ettiklerini aktaran Ferahman, "Mamografi, ultrason, MR ve biyopsiyle tanıyı netleştirdik. Hastalığı henüz çok erken evrede yakaladığımız için tedavi planımızı zaman kaybetmeden oluşturduk." ifadelerini kullandı. Ferahman, meme başından gelen kanlı akıntının yanı sıra ele gelen kitle, ciltte çekinti, renk değişikliği veya yara gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, bu tür durumlarda vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurulmasını önerdi. Gökdemir'in ses tellerine yakın bölgede yerleşimli ve cerrahi müdahale gerektiren şüpheli tiroid nodülünün de bulunduğunu kaydeden Ferahman, "Hastamızın mesleği müzik öğretmenliği olduğu için tiroid cerrahisi bizim açımızdan ayrı bir hassasiyet taşıyordu. Hem meme kanseri ameliyatını hem de tiroid ameliyatını aynı seansta gerçekleştirerek estetik sonucu da gözeten kapsamlı bir cerrahi planlama yaptık. Operasyon başarılı geçti ve hastamızı yalnızca bir gün sonra sağlıklı şekilde taburcu ettik. Erken evrede yakaladığımız için kemoterapi ve radyoterapiye ihtiyaç duymadan tedavisini tamamlamış olduk." değerlendirmelerinde bulundu. Ferahman, meme kanserinin yalnızca ileri yaşlarda görülmediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bugün 19 yaşındaki hastayı da, 90'lı yaşlardaki hastayı da ameliyat edebiliyoruz. Bu nedenle '40 yaşını bekleyeyim' düşüncesi doğru değil. Memede fark edilen en küçük değişiklik bile önemsenmeli ve korkmadan hekime başvurulmalıdır. Erken tanı sayesinde hem tedavi seçenekleri artıyor hem de kemoterapi ve radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmadan başarılı sonuçlar elde edilebiliyor."
"ERKEN TEŞHİS SAYESİNDE KEMOTERAPİ ALMAMA GEREK KALMADI"
Fulya Gökdemir de sol memesinden gelen kanlı akıntıyı fark ettikten sonra vakit kaybetmeden hastaneye başvurduğunu ve tetkiklerin ardından erken evre meme kanseri tanısı aldığını belirtti. Daha önce tiroidindeki şüpheli nodül nedeniyle ameliyat planlandığını aktaran Gökdemir, "Erken teşhis sayesinde kemoterapi almama gerek kalmadı, ameliyat oldum ve şu anda sadece hormon tedavisi görüyorum. Doğru yönlendirme sayesinde çok daha zorlu geçebilecek bir süreci daha kolay atlattım." ifadelerini kullandı. Gökdemir, herhangi bir kitle veya şekil bozukluğu bulunmamasına rağmen ileri incelemelerde hastalığın tespit edildiğini aktararak, "Ben mamografi için 40 yaşını bekliyordum ama 37 yaşında meme kanseriyle karşılaştım. Bu nedenle kimsenin bir belirti çıkmasını beklememesini tavsiye ediyorum. Düzenli kontroller hayat kurtarıyor. Erken tanı sayesinde tedavi süreci çok daha kolay atlatılabiliyor." değerlendirmesini yaptı.