Nalına da Mıhına da…

Abone Ol

Sevgili okurlarım, bugünkü yazımı tamamen kadınlara ayırmak istiyorum. “Aşk Üstünde Tepinmeler” adlı kitabımla ilgili bazı eleştiriler ve sorularda gelmiş özelikle sosyal medyadan bazılarına cevap verdim bazılarına veremedim.

En çok merak edilen ne kadar sattığı üstüne idi. Nihayetinde tanınmış bir yazar değiliz. Keşke içeriği daha çok merak edilse fakat bizdeki merak genellikle maddiyatla ölçüldüğü için alanların da almayanlarında canı sağ olsun.  Tahmin ettiğim kadar satmadı yayınevi de beklentiyi yüksek tutmuştu lakin kısmetten öteye yol olmuyor. Başka kitaplarımızda inşallah satış rekorları kırarız diyelimJ

               Malum önümüz Kurban Bayramı ve Hz İbrahim’le başlayan Kurban ritüeli, ritüel diyorum çünkü Allah’a o hayvanların ne eti ne de kanı ulaşmaz buradaki önemli husus rızasını kazanmaktır. Peki, ilk kurban edilen İsmail’i babasının bıçağının ucundan alan Allah ne mesaj vermek istemiştir. Eğer o gün erkek çocukları kurban edilseydi tarih bugün mutlaka başka şekilde akacaktı. Benim olmayacağım zaten kesindi çünkü babam rahmetli tek erkek olduğu için kurban edilecekti belki o da olmayacaktı dedem iki erkek kardeşmiş şansı yüzde elli eli olacaktı. Neyse işin ahir ve batın tarafını bir kenara bırakıp zahir kısmına bakalım.

Allah Hz İsmail’in yaşamasına müsaade etti ve bir kurbanlık koç göndermişti. Nihayet erkek çocuklar kurban edilmekten kurtulmuştu.

 Zaman takvimlerde geçtiğimi geçmedi elbette.

Cahiliye devriyle başlayan kız çocuklarının diri diri gömülmesi diğer din ve inançlarda farklı tezahür etmedi bakire kızların tanrıya güneşe doğaya vb. kurban edilmesi özellikle satanistlerce meşrulaştırılma gayretine döndü.

Zaman bu defa değişti çeşitli kuşaklar meydana geldi “z” kuşağı “y” kuşağı diye tutturdu medya dünyanın dengesini değiştireceklermiş valla iyi olur şu eksen eğikliğini de bir düzeltseler havalar çok sıcak belki güneş ışınlarının geliş açılarını değiştirirler ilk olarak.

 Bu kuşakların kadına bakışını biraz irdeleyelim tamamen görsele dayalı sosyal medya üzerinden her türlü zaman zingoyu kullanarak boylarını uzatma burunlarını küçültme kilolarını saklama gayretindeler. Başarılı oluyorlar mı derseniz kesinlikle başarılı oluyorlar takipçi sayıları her ne kadar sanal olsa da gözle görülür ölçüde var.

              Çeşitli mecralara bakıyorum.

             Bir kadın bir talepte bulunsa mesela hayvan hakları konusunda yardımcı olun dese millet birbiriyle yarışıyor hâlbuki bir önceki gün kediyi tekmeleyen köpeği öldüren fareyi ayaklarından tavana bağlayan adam bir bakıyorsun hayvan severlerin en önüne geçivermiş.            

             Yine başka bir örnek verecek olursak sevgilisini darp eden “bu sevgililiği de başka bir yazı da ele alacağım.” Bir bakmışsınız kadın haklarında en ön sırada yer alıyor. Hatta geçen üyesi olduğum bir platformda erkekler isyan bayrağını çekmiş otostop sayfası yani özellikle maddi durumları iyi olmayanlar bir şehirden başka bir yere yolculuk yaparken sayfaya şuradan şuraya gideceğim müsait olan varsa beni alsın diyor sonra o yol üstünde giden varsa iletişime geçiyor ve yolcuğunda yardımcı oluyor buraya kadar her şey normalken anormal olan durumsa şu, bir erkek yardımcı olun dediğinde birkaç kişi zorunlu olarak kem küm edip geçiştiriyor lakin bir kadın yardımcı olun dediğinde aman Allah ya bisikletle götürürüm diyen bile çıkıyor mesela en son örnek İzmir Manisa giden var mı diyor abimizin birisi öyle yardımsever ki Ankara-Diyarbakır güzergâhındayken İzmir’den geçip Manisa’dan gideceğim diyor JJ  hatta birisi samimi söylüyorum araç kiralamayı düşünüyor.  

Yani abazalık demek buna gerçekten çok berrak kalır buna valla ne denir yorum sizlerin? Tabii konuyu da saptırmayalım yazılacak çok şey var lakin her şeye rağmen kadın cinayetleri neden artıyor peki kadınlara bunca değeri veren onlar için her şeyi yapmaya kalkan aynı erkekler ne oluyor da böylesine canice Allah’ın verdiği canı almaya meyl ediyorlar. En basit yine bir örnek senin için ölürüm yeter ki benle evlen ne istersen yaparım diyen birisi zamanla seni öldürürüme geliyor. Bunu genellikle kimse sorgulamıyor. Ya da geçiştirip sadece medya kısmıyla ilgileniyorlar. Biz bunu sorgulayalım. Amacımız tabii ki böyle canice olaylara meşruiyet kazandırmak değil lakin kadınları bazı konularda uyarmak erkeklere de insan olmaları gerektiğini hatırlatmak. Peki, kadınlar gerçekten kimdir. Bizim inancımıza göre elmanın iki kısmından birisi. Peki, başka inançlarda da öylemi üç aşağı beş yukarı hepsinde aynı hatta İncil ve Tevrat’ta genel olarak anlatılmak istenenler aynı şeyler. Bazı örneklerle anlatmak lazımsa:  İnsanın günahı Tanrı’nın iyiliğini ve kutsallığını örtemez. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.” (Yaratılış 1:26-27) “Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa’da birsiniz.” (Galatyalılar.3: 28) yani bunlar elbette değiştirilmiş ve tahrip edilmiş bilgiler lakin bunları düzeltenler o günkü koşulların sosyal gerekliklerini kaleme almışlar. Peki, İslam nasıl bakıyor kadına elbette tabii İslam öncesi de yazalım azcık mesela Peygamberin eşi Hz Hatice kimdir: Tüccar, zamanın en önemli tüccarlarından birisi. Ya Hz Ayşe aynı zamanda komutan hatta Sıffın savaşında en önde. Yine tarihi serüven içinde birçok başarılı kadın mevcut edebiyatta sanatta sinema da muallimlikte peki bugünkü koşullarda kadınların artık her mesleği yapabildiği bir zamanda böylesine vahşi cinayetlere neden kurban gidiyorlar. Aslında onun cevabı da basit benim açımdan. Bunu yapanlar adam değiller az kalır insan değiller. Allah’ın verdiği canı yalnız Allah almaya muktedirken öldürmek ayrıca bununla da hırsını alamayıp parçalamak, yakmak en hafif tabiriyle en aşağılık yaratık seviyesindeler. Meşhur cübbeli var herkes tanır kendisini, ne iş yapıyor bilmiyorum çok güzel bir şekilde din satıyor diyorlar. Kadınların çalışmaması üstüne konuşuyordu. Bir de bakmışım hastaneye düşmüş “bir kadın” hemşirenin eline sarılmış kurtar yeter ki fark etmez cinsiyetin der gibi bakıyordu. Terlik satışları iyi gitmemiş olacak ki sonra yanmaz kefen “sanki Allah yakacaklarını mezarda yakıyor.”  O da tutmayınca her hafta Peygamberi rüyasında görüyordu, şefaat diyecekken seyahat diyen Evliya Çelebi’yi bir nevi anlamıştık fakat her hafta Peygamberi gören cübbeli hep ahiretle korkutuyordu milleti ben de bir ara Habertürk’te programdayken mesaj atmıştım ona: “ dedim her hafta en değerli insanı rüyanızda görüyorsunuz hep ahiret bilgisi alıyorsunuz dünya ile ilgili tek bir kelime etmiyor mu?”  deyince bana demediğini bırakmamıştı. –Dinsiz imansız hatta mekânsın demişti.

Konu yine buraya nasıl geldi anlamadım. Neyse biz kadın haklarına dönelim ve bundan böyle köşemizde nalına da mıhına da diyerek her yazımızda farklı bir konuya değinelim.

Peki, sonuç olarak bütün dinler bütün insanlar kadına böyle değer verirken neden böyle cinayetler işleniyor?  Bir de bu sadece bu dönemin konusu değil her dönem her dinde her devlette olan olgular sadece bu dönemi kabul edersek yanlış bilgi vermiş oluruz. Lakin insanoğlu nihayetinde yaşadığı dönemden sorumlu o yüzden her şeyi kendi döneminde yaşanmış sanır. Hatta kıyametin bile kendi döneminde kopacağına inanır. Çünkü bencildir ve merkeze kendini alır. Hâlbuki koca dünya da bir dakika nefesiz kalsa cenazesi taşınır. Ama işte küçük dağları ben yarattım egosuyla kendini bir halt sanır.

O halde kadın cinayetlerinin önüne nasıl geçilir. Şu bir sözleşme var :“İstanbul Sözleşmesi” herkesin dilinde kimi doğru diyor, kimisi yanlış kimine göre medeniyetin kapılarını açıyor; kimine göre üçüncü cinsiyetlerin. Ben tamamını okumadım lakin ister uygulansın ister uygulanmasın bence sonuç değişmez hatta idamı getirin sonuç gene değişmez bizler cezayı arttırarak suçun azalacağını düşünüyoruz. Eğer öyle olsaydı cehennemin varlığına inananlar bir defa bile suça meyletmezlerdi ondan daha büyük ceza mı olur? Peki, nedir insanı dünyada suçtan ahrette cehennemden kurtaracağına inandığı şey? Açık ve net kimsenin bilmediğini sanma. Yani kimse görmüyor duymuyorsa günahı kendine has sanıp aradan cennete sıvışırım düşüncesi. Dünya da aynı kimse görmüyorsa ben bu suçtan yırtarım meyli. Birisi suç işlerken hele hele cinayet vb. bunlarda tek düşüncesi bulunmayacağını yakalanmayacağını sanmaktır. Yoksa önce cezayı göze alıp suç işleyen yoktur varsa bile milyonda birdir o da örnek değildir. Tabii ki cezanın caydırıcılığı vardır lakin büyük suçlarda değil daha çok küçük suçlarda bu geçerlidir. Eğer idam cezası bunların önüne geçseydi dünyanın çoğu yerinde uygulanıyor lakin suç oranları neredeyse aynıdır. Peki, nedir diye tekrar soracak olursak manevi iklimde aramak gerek cevabını amacım –dindar- olalım demek değil kendim bile değilken başkasına bunu demek başta da dedim ahmaklıktır. Ben dindar birisi değilim olmayı da düşünmüyorum. Lakin inançlı biriyim başımı kesseler Allah’a olan inancımdan ve onun söylediklerinin doğru olduklarından vazgeçmem lakin uygulamaya gelince de herkes gibi çoğunu uygulamıyorum büyük günahlardan kaçmaya çalışsak da pek samimi davranmıyorum bu konu da. Allah affetsin bizi. Sonuçta onun elinde her şey -kime ne “ beni cehenneme de atmak onun elinde cennetine koymakta.” Bazen din üstüne yazmamın sebebi de belki o yapamadığım şeylerin dışa vurumu. Çok üzücü bir durum nefsimize yenilmemiz. Benim gibi olanlarınız var mı bilmiyorum ama çok mutluyum her şeye rağmen buna da şükrü diyelim. Bak konu gene saptı kadınlara gelelim. Yani erkek ya da kız çocukları fark etmez aileden karşı cinse saygı ve sevgi öğretilmeli. Kaybetmeyi kabul etmeyi öğretmeli, herkesin onu seveceği düşüncesini çürütmeli, her sevdiğine sahip olacağına inandırılmamalı, vazgeçmeyi bilmesi öğretilmeli. Çocuklarımıza yapılan en büyük kötülük bu olsa gerek mutlaka başarılı ve her işin üstesinden gelirsin ideali veriliyor- aynı anne babaya bakıyorsun hayatta ne başarmış diye sadece o çocuğu yapmayı başarmışlar hâlbuki J- Eee o zaman çocuğa bu kadar başarı ve yarış atı muamelesi nedendir? Çevresel baskılar vb. sebep çokça lakin o çocuk zamanla kaybetmeye başlıyor ve bocalıyor hele karşı cinsten alınan red, terk edilmek hatta küçük düşürülmeyi kabullenmiyor. İşte her şey orada başlıyor. O kadar haksızlık karşısında susan otur lan yerine deyince üç gün yerinden kalkmayan bizim zevatın oğlu bir bakıyorsun kadına karşı aslan kesiliyor. Gücü belli ki ona yetmiş, peki aynı çocuklara şu öğretilmeli ilk başta değil mi : “ karşı cinsi kardeşin bileceksin, annen bileceksin annene, kardeşine yapılmasını istemediğini başkasına yapmaya elin gitmeyecek dilin varmayacak ve kalbinden nefreti söküp atacaksın.” “Seni istemeyeni saygıyla kabul edecek sen de istemeyeceksin.” Yani kadın cinayetlerini sözleşmeyle, cezayla önleneceğini düşünmüyorum belki bir avantaj sağlar ama sonuç değişmez temelden başlanmalı bu işe göstermelik şeyler bir an evvel terk edilip olayın algısı üstünden tepinmek yerine olgusu üstüne yoğunlaşmalı. Bu vesileyle öldürülen nice kadınlarımıza Allah’tan rahmet diler ailelerine sabırlar niyaz ederim. Kurban Bayramı inşallah başta İslam dünyası olmak üzere ülkemize ve dünyaya barış huzur ve refah getirir diyerek selamlarımı iletiyorum. Bayramdan sonra kaldığımız yerden inşallah devam ederiz. Esen kalın.