Genel

Sıcaklıklar 2000’li Yıllardan Sonra Daha Çok Artmaya Başladı

Uşak’ın mevsimsel sıcaklık değerleri incelendiğinde en yüksek değerler Ekim ayı hariç 1990 yılı ve sonrasında kaydedildi. Yılın 9 ayındaki en yüksek sıcaklıklar ise 2000’li yıllar ve sonrasına ait. Uşak’ın uzun dönem ortalamalarına bakıldığında ise 80 yıllık ve 30 yıllık periyotlar arasındaki sıcaklık farkı yarım dereceye yakın.

Abone Ol

Küresel ısınma ve sonuçları her kesimden insan tarafından gündeme getiriliyor ve tartışılıyor. İklim bilimcilerine göre 20.yy ve 21. yy arası yeryüzü ortalama sıcaklık artışı 0.5 derece iken 21.yy ve 22.yy arası sıcaklık artışının  2 derece olacağı tahmin ediliyor. Bu kapsamda Uşak’taki mevsimsel sıcaklıklar değerlendirildiğinde 1936- 2001 yılları ortalaması yılın en sıcak ayı olan Ağustos ayı baz alındığında 23,4 derece iken son 30 yıl baz alındığında (1991-2020) 24,2 dereceye çıkıyor ki bu 0,8 derecelik bir artış demek. 

İçinde bulunduğumuz Ağustos ayı sıcaklıklarına bakıldığında ise 1939- 2020  yılları  arası ortalama en yüksek sıcaklık 30,5 iken 2007-2020 yıllarında bu sıcaklık 31,5 dereceye yükseliyor. Ağustos ayında en yüksek sıcaklık ise 1999 yılında kaydedildi, 19 Ağustos 1999 yılında kaydedilen sıcaklık 38,2 derece olmuştu.

KÜRESEL ISINMA NEDİR?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verdiği bilgilere göre Küresel Isınma  İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artması olarak tarif ediliyor. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor. Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor. Ancak son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilim insanlarına göre işte bu artış küresel ısınmaya neden oluyor ve dünyanın dengesi bozuluyor. Yani insan kendi eliyle dünyanın dengesini bozuyor.

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDİR?

Küresel ısınmaya bağlı olarak, diğer iklim elemanlarının da (nem, yağış, hava haraketleri) değişmesi sürecine küresel iklim değişikliği deniyor. Bilim insanları, küresel ısınmadaki en etkili faktörün  “sera gazları” denen bazı gazların son yıllarda atmosferde hızla artması olduğu üzerinde fikir birliğine varmışlardır. Başlıca sera gazları; karbondioksit, metan, kloroflour karbon, ozon ve azot oksitler olarak sayılabilir. Bunlar içinde fosil  yakıtların yakılması sonucu ortaya çıktığını bildgimiz karbondioksit  yüzde 50 ile en etkili sera gazı olarak biliniyor.

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN HAYATIMIZA ETKİLERİ

- Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor. Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.

- Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artıyor. Bazı bölgelerde ise uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor.

- Kışın sıcaklıklar artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.

- Küresel ısınma sonucu yağışların azalması, sıcaklık ortalamaların yükselmesi, kuraklık şiddetinin artması hem orman yangınlarını tetikliyor hem de mevcut orman alanlarının yayılışını ve kendini yenilemesini kısıtlıyor.

- Ormanlar içerisindeki biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyecek bu canlılar bir noktadan sonra yaşam

alanlarını ya terk etmek zorunda kalıyor yada kaybediyor. Orman yangınlarının artması dünyadaki

oksijen dengesi üzerinde ters etki yapıyor bu da canlılar için çeşitli hastalıklara sebep oluyor.

-İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.

TÜRKİYE KÜRESEL ISINMANIN POTANSİYEL ETKİLERİ AÇISINDAN RİSK GRUBU ÜLKELER ARASINDA

- Türkiye, küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi öngörülen olumsuz yönlerinden etkilenecektir ve küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır.

- Bin  150 kilometre uzunluğu ile ülkemizin en uzun nehirlerinden birisi olan Kızılırmak’taki küresel ısınma tehlikesi balıkçıların yanı sıra tarım sektörünü de olumsuz etkilemeye başladı. Sivas’taki Kızıldağ’ın güney yamaçlarından doğan ve sırasıyla Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Bafra İlçesi’nden Karadeniz’e dökülen Kızılırmak üzerinde dev adacıklar oluştu.

- Yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük gölü konumunda olan ve ülkenin tuz ihtiyacını karşılayan Tuz Gölü muhteşem görüntüsüyle gözlere hitap ediyordu. Bölge halkı için önemli geçim kaynağı olan Tuz Gölü’nün suları  60 cm çekildi.

- Türkiye’nin ilk kuş cenneti Manyas Gölü Kuş Cenneti’nde kirlilik, tahribat ve kuraklık nedeniyle kuş

türü sayısının 27’ye indi. Yüz ölçümü 166 bin km olan Manyas Gölü’nün suları , 2 kilometreye yakın geri çekilirken, su derinliği ise gölün büyük bölümünde 30 ile 40 santime kadar düştü.

- Şimdilerde sular ı n çekilmesiyle kum üzerinde kalan balıkçı tekneleri Büyükçekmece Gölü’nün durumunu gözler önüne seriyor. Gölün sahip oldu ğ u kumsal boyutu 3 metreden 45 metreye çıkmış durumda.

- Küresel ısınma ve yağış azlığı nedeniyle dünyada ve Türkiye'de yaşanan kuraklık, tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası'nda da had safhaya ulaştı. Özellikle kıraç alanları etkileyen kuraklık nedeniyle tarlalara biçerdöverler giremez hale geldi.

- Küresel ısınmayla suların aşırı ısınması nedeniyle tropikal iklim kuşağında yaşayan balık türleri akın akın Akdeniz'e geliyor.

- Ayvalık Şeytan Sofrası bölgesinde çıkan yangında hektarlarca ormanlık alan kül olmuştu.

- Küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin en önemli sonuçlarından biri de ülkemizin de içinde bulunduğu dünyanın orta kuşak iklim bölgelerinde doğal afet ve orman yangını riskinin artmasıdır.

- Küresel ısınma nedeniyle Karadeniz giderek Akdenizleşiyor. Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak ya da duracak. Bu da ülkemize zarara ve birçok balıkçı ailenin işsiz kalmasına yol açacak

- Akdeniz havzasında meydana gelecek ısınma bölgede yazların çok daha sıcak ve kurak geçmesine ve bitki örtüsünün dejenere olmasına yol açacağından, Türkiye’nin güney kıyılarındaki turizm olumsuz etkilenecektir.

- Kırşehir yakınlarındaki, birinci derece doğal sit alanı olan 7 bin 800 hektarlık Seyfe Gölü kurudu ve binlerce kuş bölgeyi terk etti.

- Konya’nın Akşehir ilçesinde bulunan Akşehir Gölü yaklaşık 15 yıl önce 350 kilometrekarenin üzerinde alana sahipti. Ak şehir Gölü’nün toplam alan ı 30 kilometrekareye, en derin yeri ise 1 metreye kadar düştü. Konya bölgesi için önemli yere sahip olan gölün bazı kesimleri tarım alanı olarak kullan ılıyor.

KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ALINAN ÖNLEMLER

 - Küresel ısınmanın insan aktivitesi sonucu meydana geldiğinin anlaşılmasından itibaren bunun önlenmesine ilişkin bireysel veya bölgesel nitelikli konferanslar ve bilinçlendirme çabaları 1950 yıllarından itibaren başladı. Küresel ısınmanın nedenleri ve sonuçları konusunda Dünya çapında ilk ciddi toplantı 1979 Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) öncülüğünde “Birinci Dünya İklim Konferansı”dır. Sırasıyla 1985 ve 1987 yıllarında Avusturya’nın Villach’a, 1988’de Kanada’nın Toronto kentinde iklim değişiklikleri karşısında siyasi seçenekler tartışılmış Toronto’da “Değişen Atmosfer” konulu konferansta uluslararası bir hedef olarak küresel CO2 emisyonlarının 2005 yılına kadar  yüzde 20 azaltılması için bir çevre iklim sözleşmesinin hazırlanması önerildi.  Aralık 1988’de Malta’nın girişimiyle BM Genel Kurulu’nda “İnsanoğlunun bugünkü ve gelecek kuşakları için küresel iklim korunması” konulu kararı kabul edildi.

- 29 Ekim-7 Kasım 1990 tarihlerinde Cenevre’de yapılan İkinci Dünya İklim Konferansında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 137 ülke tarafından sera gazlarının kontrolüne ilişkin anlaşma imzalandı.  

- 1997 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde 160 ülkeden gelen 10 binden fazla bilim adamı, uzman ve hükümet yetkililerinin katıldığı uluslararası konferansta Kyoto Protokolü imzalandı. Buna göre toplantıya katılan ülkeler sera gazlarının üretimlerini 2008-2012 yıllarına kadar, 1990 yılı düzeyinin en az yüzde 5.2’si oranında azaltacaklar. Bu ülkelerden olan ve dünya sera gazı üretiminin tek başına yüzde 25’ini atmosfere yayan ABD için bu oran yüzde 8, Japonya için ise yüzde 6 olarak belirtildi.  Bu protokolün yürürlüğe girebilmesi için en az 55 ülkenin parlamentosunun anlaşma maddelerini kabul etmesi gerekiyordu. Mayıs 2000 tarihine kadar ancak 22 ülkenin Kyoto protokolünü kabul ettiği bildirildi. Ancak ABD Mart 2001’de Kyoto protokolünün ekonomik çıkarlarına uymadığı gerekçesiyle anlaşmadan çekildiğini açıkladı.

- Birleşmiş Milletlerin küresel iklim değişikliği konusunda uzman kuruluşu Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC) 2001 yılında yayınlanan 3. değerlendirme raporunda 20. yüzyılda küresel ortalama yüzey sıcaklığının 0.4-0.8°C arasında (yaklaşık 0.6°C) arttığı ve 1990-2100 dönemlerinde ise 1.4-5.8°C arasında yükseleceğini belirterek küresel ısınmanın tehlikesini vurguladı  Aynı tarihler arasında ve sonrasında birçok toplantı ve konferanslar yapıldı. Ancak bunların tamamında ya yeterli birlik sağlanamamış ya da  ülkeler değişik gerekçelerle küresel ısınmaya karşı alınması gereken toplu önlemleri kabul etmedi.

- Türkiye 24 Mayıs 2004’te İklim Değişikliği ve Çerçeve Sözleşmesine 189. taraf olarak katıldı. Sera gazlarının atmosferdeki oranı artmaya devam ettiğine göre yapılan çabaların ve alınan önlemlerin yeterli olmadığı söylenebilir. (AKIN, Galip. Küresel Isınma, Nedenleri ve Sonuçları. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, [S.l.], v. 46, n. 2, ocak 2017. ISSN 2459-0150. Erişim Adresi: <http://www.dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/1450/979>. Erişim Tarihi: 20 ocak 2022)

HABER / BAYRAM ALİ KELEŞ