"Tarih bazen büyük savaşlarda, görkemli kalelerde ya da ihtişamlı saraylarda değil; yüzyıllardır değişmeden yaşayan köy adlarında saklıdır" cümlesiyle Banaz'ın tarihine giriş yapan Uşaklı Belgeselci Alp Arslan Dur, bazen bir yerleşim yerinin adının yazılı belgelerden daha uzun ömürlü olabileceğini söyledi. Tarihin sadece saraylarda değil, yüzyıllardır değişmeyen köy adlarında saklı olduğunu belirten belgeselci Alp Arslan Dur'un bu çalışması, aynı zamanda Uşak'ın güçlü tarih zincirini günümüze bağlıyor.

ALP ARSLAN DUR: "OTURAK" KELİMESİ SIRADAN BİR İSİM DEĞİL, RESMİ İSKÂN TERİMİ
11’inci yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un Divanu Lugati’t-Türk eseriyle başlayıp Osmanlı arşivlerine uzanan bu güçlü Karkın Boyu’nun tarihi, Banaz ile birleşiyor. Araştırmasında Osmanlı kaynaklarına dikkat çeken Alp Arslan Dur, 17'inci yüzyılda Karkın boyunun "Göçer Karkın" ve "Oturak Karkın" olarak ikiye ayrıldığını belirtti. Dur, buradaki "Oturak" kelimesinin konar-göçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçirilmesini ifade eden resmi bir Osmanlı iskân terimi olduğunu vurgulayarak, bugün Banaz’da yan yana duran Büyük Oturak ve Küçük Oturak köylerinin bu tarihi sürecin Anadolu’daki en somut izleri olduğunu ortaya koydu. Prof. Dr. Faruk Sümer’in Karkınlar ile Halaçlar arasındaki tarihi bağa yönelik tespitlerini sahada inceleyen usta belgeselci, Batı Anadolu’daki Karkın yerleşim kuşağının tam merkezinde Banaz’ın yer aldığına işaret etti.

“BANAZ’DAKİ BU KÖYLER, OĞUZLARIN ANADOLU'YA TAŞIDIĞI BİN YILLIK HAFIZANIN SESSİZ TANIKLARI”
Uşaklı Belgeselci Alp Arslan Dur, 2'inci Bayezid dönemi ile 1520 tarihli Osmanlı tahrir defterlerinde ise çok çarpıcı kayıtlara ulaştığını aktardı. Defterlerde Büyük Oturak’ta yaşayan birçok ailenin "Sipâhizâdegân" (eski sipahi çocukları) olarak kaydedildiğini belirten Dur, buranın Germiyan ve erken Osmanlı döneminde askeri teşkilat içinde yer alan önemli bir Türkmen yerleşim sahası olduğunu söyledi. Saha araştırmalarında tespit ettiği yazısız, kaba yontulu şahide taşlarına sahip erken dönem mezarlıklarının da bu tezi güçlendirdiğini ifade eden Dur, bugün sadece bir isim olarak görülen bu köylerin 'Oğuzların Anadolu'ya taşıdığı bin yıllık hafızanın sessiz tanıkları' olduğunu söyledi.






