Gündem

Uşak Şeker'in kurucusu Nuri Şeker, Yunan Komutanı zekasıyla alt etti!

Uşak Şeker Fabrikası’nın kurucusu ve kuruma adı verilen Nuri Şeker’in torunu Mustafa Şeker, dedesinin kentin işgal yıllarında Yunanlıların vatandaşa eziyet etmesini önlediğini ve bunu yaparken de Yunan komutanı zekasıyla alt ettiğini ifade etti.

Abone Ol

Uşak’ın Yunanlılar tarafından işgal edildiği yılları anlatan Mustafa Şeker, dedesinin o dönemde vatandaşı sıkıştıran işgal güçlerini aklıyla savuşturduğunu ifade etti. Mustafa Şeker, “Yunanlılar Uşak’ı işgal ediyorlar ve halka eziyet ediyorlar. Dedem bu durumdan rahatsız oluyor ve Yunan komutana gidip muhatap olarak kendisinin olduğunu ifade ediyor. Yunan komutan dedemden 50 araba istiyor ve dedem de tamam diyor” ifadesini kullandı.

Dedesine o dönemde Atatürk’ün de ‘Köse’ olarak hitap ettiğini belirten Mustafa Şeker, şöyle konuştu:

“Dedem anlaşıyor ve Yunan komutana 50 araba karşılığında imzalı tahahhüt veriyor. Yunan komutan ertesi gün tekrar 50 araba istiyor ve dedem de her gün bunu sağlayamayacağı için anlaşmaya ‘verilen araçlar iade edildiği takdirdi’ ifadesini ekliyor. Yunan komutana bu anlaşmayı hatırlatınca, bakıyorlar ki dedem haklı ve sözünde durmuş. Yunan komutan eliyle işaret ederek, ‘Ah köse ah, yaktın beni, bu kazığı unutmayacağım’ demiş. Yunan komutan dedemi her gördüğünde parmak sallarmış ve gidene kadar da unutmamış bunu”.

NURİ ŞEKER, ÜZERİNE DEV KAPI DÜŞENE KADAR HİÇ DURMADAN ÇALIŞTI

Dedem çok cesur, hazır cevap ve anında tek cümlede cevabı yapıştırırdı ve bir tek Allah’tan korkardı. Fabrika elinden alındığında da ertesi gün gidip çalışmaya başladı ve 78’inde Hacca gitti ve 1 yıl sonra çiftliğinin büyük kapısı tamir esnasında yerinden çıktı ve ben 9 yaşındayken yanındaydım. Beni korumak iç güdüsüyle kapının altında kaldı ve sağ tarafı kalçadan dize kadar parçalandı. Kamyonla yatak yaptılar ve ayağını alçıya aldılar ve tam iyileşemedi. O kırıktan sonra çiftçiliği bırakmak zorunda kaldı ve babam devam ettirdi. 1954’ten sonra babam da çiftçiliği bırakıp Uşak’a yerleşti”.

CİMRİ DEĞİLDİ AMA MANGAL YANARKEN KİBRİT ÇÖPÜNÜN HARCANMASINA DAHİ KIZARDI

“Dedem 79 yaşına kadar çalı süpürgeleriyle harman savurur, her gün hayvanı tımar eder, çifte koşar ve hiçbir boş bir saniyesi yoktu diyebilirim” ifadesini kullanan Mustafa Şeker, sözlerini şöyle tamamladı: “Dedem hep insanların yaptığı işe bakardı ve ne söyleyecekse insanların yüzüne karşı söylerdi. Dedem yedirmeyi içirmeyi severdi ve cimri değildi ama ocakta mangal yanıyorsa, kibrit yakana kızardı. Mangal kömüründen ateş yakılmasını ve bu memleketin bir çöpünün dahi boşa harcanmamasını isterdi.”