Gündem

Uşak'taki altın madenin Genel Müdürü Mehmet Yılmaz, ÇED sürecini yumuşatan kararın dünya ile paralel olduğunu ifade etti

Uşak’ta faaliyet gösteren Kışladağ altın madeninin işletmecisi Türk Preussag AG (TÜPRAG) Metal Madencilik Genel Müdürü Mehmet Yılmaz, Türkiye Madenciler Derneği Başkanı unvanıyla yaptığı açıklamada, değerli minerallerin dünyada artık çok daha fazla önem taşıdığını ve petrolün önüne geçtiğini ifade etti. Son çıkan ve ÇED süreçlerini kolaylaştıran yasaya değinen Mehmet Yılmaz, bunun dünya ile paralel bir gelişme olduğunu ve ABD seçimlerinin ardından ilk talimatın bu olduğunu kaydetti.

Abone Ol

Uşak’ın Ulubey ve Eşme ilçelerindeki Kışladağ ve İzmir Efemçukuru’ndaki altın madenlerinin işletmecisi olan Türk Preussag AG (TÜPRAG) Metal Madencilik Genel Müdürü ve Türkiye Madenciler Derneği Genel Başkanı Mehmet Yılmaz, küresel bazdaki gelişmeleri değerlendirdi. Yılmaz, Venezüella’nın dünyanın petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 20’sine sahip olduğunu belirterek, bunun dışında; altın, nikel, demir, bakır ve bir çok metal içerikli kaynaklarda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti. 1 trilyon dolarlık bir değerli madenin burada yer aldığını ifade eden Mehmet Yılmaz, petrol savaşlarının halen devam ettiğini fakat en önemli savaşın artık maden savaşları üzerine olduğunu aktardı. Dünya genelinde yer altı kaynaklarının değişik noktalarına dağıldığını belirten Yılmaz, kobaltın yüzde 70’nin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ve nikel rezervinin yüzde 42’si Endonazya’da olduğunu kaydetti. Yılmaz, işin en önemli boyutunun rafinaj olduğunu ve bunların çoğunun da Çin’de rafine edildiğini belirtti.

RAFİNAJA DAHA ÖNCE YATIRIM YAPAN ÇİN, BUGÜN DÜNYANIN 15 YIL İLERİSİNDE

Bütün her işin Çin’e kitlendiğini dile getiren Yılmaz, bundan yaklaşık 25 ila 30 yıl önce bu konuda adımlar atan ülkenin dünyanın 15 yıl önünde olduğunu aktardı. Yılmaz, “Çin’in dünyaya malzeme satmama kararı, dünyadaki büyük oyuncuların yaşadığı bir stres haline geldi ve nadir toprak elementleri ve kritik mineraller, ileriye dönük attığımız yeşil dönüşüm ve savunma sanayinde daha çok önem taşıyor. Bu durum madenciliğin 6 ila 9 kat daha fazla yapılması gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.

DEPREM KUŞAKLARINDA YER ALMAK BİR MUSİBET AMA BUNLAR MADEN REZERVLERİ İÇİN OTOYOL

Türkiye’nin rafinaj konusunda attığı adımlara vurgu yapan Yılmaz, şöyle söyledi: “Türkiye, Tetis kuşağı denen noktada ve fay hatları bizim için çok ciddi bir musibet ama bunlar maden rezervlerin oluşması için de birer otoyol diyebiliriz. Yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık bir yeraltı servetinden bahsediyoruz ve orta bölümlerde nadir toprak elementlerini oluşturacağımız bir potansiyelimiz var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, MTA ve ETİ Maden’i kurmuş fakat maden olarak bunları üretmemiz yeterli değil. Uç ürün dediğimiz faaliyetlere önem vermemiz lazım. AR-GE faaliyetlerine önem verilmelidir, bunu sağlayabilirsek ve bu alana kaynak aktarabilirsek Türkiye, Allah vergisi potansiyeliyle büyük bir kaynağı harekete geçirecek bir pozisyona gelecektir”.

ÇED SÜRECİNDEKİ YUMAŞAMA DÜNYA İLE PARALEL ALINMIŞ BİR KARAR

Madencilikle ilgili çıkan son yasaya değinen Yılmaz, “Orman izinleri ve ÇED izinleri konusunda artık daha hızlı olabileceğiz ve dünya ile paralel olarak atılan bir adım. ABD’deki seçimlerin ardından ilk iş madencilikle ilgili izin engellerinin kaldırılması talimatı olmuştu. Dolayısıyla burada olumlu bir gelişme oldu” ifadesini kullandı. Öte yandan madencilikte ÇED süreçlerini yumuşatan yasal düzenlemelere Uşak ve diğer illerdeki çevreci sivil toplum kurumları tepki göstermişti.