Gündem:
'Murat Dağı'nda altın çıkarılmasına karşı çıkmak insan hayatını korumanın doğal bir sonucudur”

Anadolu Export Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Kütahya İli, Gediz İlçesi Karaağaç Köyü mevkiinde İR:85899 ruhsat numaralı sahada yapılması planlanan Yıldız altın-gümüş madeni kapasite artırımı, cevher zenginleştirme tesisi ve kırma eleme tesisi projesi ile ilgili olarak davalı idareye sunulan ÇED raporuna Bakanlığın 8 Mayıs 2019 tarihinde olumlu sonuç bildirdiğini 27 Mayıs tarihinde öğrendikleri bilgisine veren Çoşkun Anayasaya, yasalara, uluslararası sözleşmelere, insan yaşamına, doğaya aykırı olarak nitelendirildiği ÇED kararına karşı  Uşak Barosu olarak 3 Haziran 2019 tarihinde iptal davası açtıklarını söyledi.

“SAĞLIKLI BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKI BİR İNSAN HAKKIDIR”

Baro’ların  bir sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü olmanın yanı sıra, Avukatlık Kanununda hüküm altına alınan, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin kendisine yüklediği sorumluluğun gereği olarak taraf olma ve gereğini yapma hakkına sahip olduğunu  ve bu konuda görev üstlendiğini vurgulayan Çoşkun konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “ Avukatlık Kanununa göre Barolar sadece üyelerinin hakları için mücadele eden kurumlar olmanın ötesinde yasanın kendisine yüklediği sorumluluğun gereğini yerine getirmesi gereken en önde gelen sivil toplum kurumudur. Bu yasal zorunluluğun gereği olarak Uşak Barosu baro mensuplarının bir insan hakkı olarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı için mücadele etmenin yanında, genel olarak da insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin yaşama geçirilmesi mücadelesinde taraf olmuştur.

Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı bir insan hakkı olarak barolar tarafından da korunması ve gözetilmesi gereken haklardandır.

Bir ilde meydana gelen, toplumun geniş kesimlerini yakından etkileyen, kamu yararına, kamu düzenine, hukuka aykırı işlemlere karşı hukuksal girişimde bulunmak, Baroların doğal görevidir. Kamu Kurumu niteliğine haiz mesleki kuruluş olan Baroların, kamu yararına aykırı olan, Anayasa’ya ve hukuka aykırılık teşkil eden, kurulu olduğu bölgedeki toplumsal yaşamı olumsuz etkileyecek faaliyetlere dava açması, bulunduğu toplumda hukukun üstünlüğü inşa etmek için çalışmalar yapması, Baroların kamusal niteliği gereğince de yasal bir zorunluluktur.

“MURAT DAĞI’NDA AÇILAN ALTIN MADENİ 15 MİLYON İNSANIN SAĞLIKLI BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKINI İHLAL EDECEKTİR.”

Nitekim, yurttaşlar maruz kaldıkları hukuksuzluklarda Baro’lara başvuruda bulunarak hukuksal yardım talep edebilmektedir. Bu talep, her türlü hukuki işlemlerde kişilerin bireysel olarak, avukat aracılığıyla kendilerini temsil ettirme hallerinden daha geniş bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Mevcut hukuka aykırı işlem veya eylemlerden toplumun tüm kesimlerinin etkilenecek olması dolayısıyla toplumun tüm kesimlerine sirayet eden hukuka aykırı eylem, işleme karşı Baro’ların hukuksal girişimlerde bulunması, Baroların meşruiyetinin temelidir. Bütün bu nedenlerle davacı baronun husumet ehliyetini kabul etmemek bir insan hakları ihlali olacaktır.

Murat Dağı’nda açılmak ve sahası genişletilmek istenen altın madeni başta Uşak ve Kütahya olmak üzere Ege Bölgesinde yaşayan yaklaşık 15 milyon insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını ihlal edecektir.

2300 metre yüksekliği ve 500 km’ye yayılan alanıyla Murat Dağı, Ege Bölgesi’nin iklimini ve yağış rejimini belirleyen stratejik bir öneme sahiptir.

Akdeniz, Sibirya ve karasal iklim arasında geniş bir yelpazeye uzanan zengin bir iklime sahiptir.

Volkanik olması nedeniyle zengin bir faunaya ev sahipliği yapmaktadır.

Bu özellikler Murat Dağı’nda farklı yağış rejimlerinin gelişmesini sağlamıştır.

Bu sayede Murat Dağı’nın bir bölümü tropik iklimlere has yoğun yağmur alırken, diğer tarafı yılda 120 günden fazla kalan kar yağışına sahne olmaktadır.

Bu yağış rejimi, Murat Dağı’nda endemik bitki zenginliğinin yanı sıra zengin yeraltı su kaynaklarının da oluşumunu sağlamaktadır.

Nitekim bu dağdan doğan yüzlerce çay ve dere; Menderes, Gediz, Aydın, Denizli, Manisa ile Banaz ovalarına can veren ve Güney Marmara’ya kadar uzanan Gediz, Büyük Menderes ve Sakarya nehirlerinin doğmasını sağlamaktadır.

Yine bu dağdan doğan Porsuk çayı Eskişehir’e, Banaz çayı, Ulubey kanyonlarını dolaşarak Uşak’a hayat taşımaktadır.

Tüm bunlardan öte bu altın madeninin açılması durumunda Uşak ve Banaz çok ciddi susuzluk ve kuraklık riski ile karşı karşıya kalacaktır.

Çünkü Uşak’ın  içme suyunu karşılayan Küçükler Göleti ile Banaz’m tüm su ihtiyacının karşılandığı Çokrağan Suyu, maden sahasının hemen altındadır.

Murat Dağı 1. dereceden deprem bölgesindedir. Zeminindeki kırılgan fay hatları sürekli hareket halindedir.

Altın aranması için patlatılacak dinamitler dağdaki fayları hareketlendirecek ve sismik sarsıntı ve depremleri tetikleyecektir.

“AÇTIĞIMIZ İPTAL DAVASI İLE SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Bu da yeraltı su yataklarının kaybolmasına, çekilmesine ve yatak değiştirmesine neden olacaktır.

Aynı şekilde bu patlatmalar sonucu Küçükler Göleti ve Çokrağan Suyu yok olma riski taşımaktadır.

Maden sahası tamamen ormanlık alandır. Maden için bu ormanlar yok edilecektir. Bu da süreç içinde dağın iklim özelliklerini değiştirecek, yağış rejimini bozacak ve kuraklığa yol açacaktır.

Tüm bu nedenlerden dolayı en temel hak olan yaşam hakkını savunmak amacıyla altın madeni açılması için onaylanan ÇED sürecinin durdurulması için açtığımız iptal davası ile sürecin takipçisi olacağız.”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Uşak'ın Demir Adamı Tek Başına Makine...
Kendisin zor işlerin adamı olarak niteleyen Yılmaz Şapçı Uşak Kaşbelen Köyündeki atölyesinde tek başına...

Haberi Oku