Yaşam

Eskişehir'deki ÇED gerekli değildir kararına tepki! Yoğun su buharı doğal yaşamı olumsuz etkileyecek!

Uşak ve Kütahya’da Murat Dağı mücadelesine destek veren Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER), Eskişehir’in Mahmudiye ilçesine bağlı Fahri Mahallesi ile Sarıcakaya, Laçin ve Beyköy bölgelerinde yapılması planlanan jeotermal enerji santralleri için verilen “ÇED gerekli değildir” kararına tepki gösterdi. Yurtman, söz konusu tesisin Büyük Menderes Havzası’ndakine benzer tehlikelere yol açacağını kaydetti.

Abone Ol

Eskişehir’deki ESÇEVDER binasında bir açıklama yapan Dernek Başkanı Sadık Yurtman, söz konusu bölgelerde kurulması planlanan santrallerin çevresel etkilerine dikkat çekerek, oluşacak yoğun su buharının aşırı neme yol açacağını, bunun da bitkilerde mantar hastalıklarını artırabileceğini ifade etti. Yurtman ayrıca gürültü ve endüstriyel kirliliğin yanı sıra kuş türleri başta olmak üzere birçok canlının yaşam alanlarının zarar göreceğini vurguladı. Eskişehir Odunpazarı ilçesine bağlı Ağapınar ve Eşenkara bölgelerinde planlanan jeotermal sondaj kuyuları için de ÇED kararının beklendiğini belirten Yurtman, vatandaşların süreç hakkında doğru şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

BÜYÜK MENDERES HAVZASI’NDA YAŞANAN TEHLİKELERİ EMSAL GÖSTERDİ

Son yıllarda “yeşil ve temiz enerji” olarak sunulan jeotermal projelerin, Türkiye’nin verimli tarım havzalarında ciddi çevresel riskler oluşturduğunu savunan ESÇEVDER Başkanı Yurtman, özellikle Aydın’daki Büyük Menderes Havzası’nda yaşanan örneklerin bu tehlikeyi gözler önüne serdiğini belirtti. Şirketlerin proje tanıtım dosyalarında yer alan “sıfır zarar” taahhütlerinin sahada karşılık bulmadığı ve bilimsel verilerle bu durumun ortaya konduğu ifade eden Yurtman, jeotermal faaliyetler sırasında yer altından çıkan akışkanlarla birlikte karbondioksit, metan ve özellikle hidrojen sülfür gibi zehirli gazların atmosfere salındığına dikkat çekti. Halk arasında “çürük yumurta kokusu” olarak bilinen durumun bu gazlardan kaynaklandığına değinen Yurtman, su gazların atmosferde kükürt dioksite dönüşerek asit yağmurlarına neden olabileceği, bunun da incir, zeytin ve pamuk gibi tarım ürünlerinde ciddi verim kayıplarına yol açtığını söyledi. Jeotermal akışkanların bor, arsenik, cıva ve lityum gibi ağır metalleri taşıdığına dikkat çekilerek, bu maddelerin kontrolsüz şekilde doğaya bırakılmasının hem su kaynaklarını hem de tarım arazilerini tehdit ettiği belirten Yurtman, Büyük Menderes Nehri’ndeki bor oranının normal seviyelerin çok üzerine çıktığına işaret ederek, bu durumun tarım topraklarında tuzlanmaya ve verimsizliğe neden olduğu belirtildi.

SANTRALLERDEN YÜKSELEN YOĞUN SU BUHARI BÖLGEDEKİ DOĞAL YAŞAMI OLUMSUZ ETKİLEYECEK

Jeotermal sondaj çalışmaları sırasında yaşanabilecek kontrolsüz kuyu püskürmelerinin (blowout) büyük risk oluşturduğuna değinilen açıklamada, bu tür olayların tarım arazilerine ve meralara zarar verdiğini anlatan Yurtman, santrallerden yükselen yoğun sıcak su buharının bölgedeki nem dengesini bozarak yerel iklimi değiştirdiği belirterek, söz konusu durumun bitki hastalıklarını artırdığı ve hayvan türlerinin yaşam alanlarını terk etmesine neden olduğu söyledi. Yurtman, “Yenilenebilir enerji adı altında tarım topraklarımızın, su kaynaklarımızın ve halk sağlığımızın riske atılmasına izin verilmemelidir. Doğanın geri dönüşü yoktur, toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkalım” dedi.