Ege Denizi’ne dökülen Gediz Nehri’nin; Kütahya, Uşak, Denizli, Manisa ve İzmir'e kadar yayılan devasa bir alanda bulunduğunu ve bunun 1,7 milyon hektara ulaştığını dile getiren Dr. Eşref Atabey, Gediz havzasının Türkiye’nin neredeyse yüzde 2,2’si olduğunu kaydetti. Bilim insanlarının bu dev sistemi daha anlaşılır kılmak adına dört alt bölgeye ayırdığını kaydeden Dr. Eşref Atabey, Gediz’in bölgenin içinden akan tek büyük bir çukurun olmadığını ve üzerinde kocaman bir coğrafi ekosistem barındırdığını aktardı. Bilim insanlarının bu dev sistemi için daha anlaşılır kılmak adına dört alt bölgeyi ayrıldığını kaydeden Dr. Eşref Atabey, aslan payını yüzde 38 gibi büyük bir oranla yukarı Gediz’in aldığını ve hemen arkasından Alaşehir, Gördes ve Gürdük çaylarının olduğu alanların geldiğini ifade etti. Sistemin denize ulaştığı nokta olan aşağı Gediz’in ise yüz ölçümü olarak sadece yüzde 16'lık bir yer tuttuğunu belirterek, “Tarımın ve sanayinin en ağır hissedildiği yer burası ve suyun dağdan denize kadar nasıl bir yolculuk yaptığını anlamak için bu parçaları bilmek gerçekten çok önemli” dedi.
MURAT DAĞI VE GEDİZ OVASI’NDAKİ MADEN VE ENERJİ PROJELERİNE DEĞİNDİ
Gediz’e hayat veren Murat Dağı’na değinen Dr. Eşref Atabey, doğuda yüksek sart dağların kahverengi tonlarını batıya yani denize doğru gittikçe yerini yemyeşil bereketli ovalara bıraktığını belirterek, “Gediz Nehri, 2 bin 312 metre rakımlı Murat dağlarından doğuyor ve tam 275 kilometre boyunca bir yılan gibi kıvrıla kıvrıla akıyor. Yolda Kocaçay, Kum Deresi gibi kolları da yanına katıp Salihli ve Menemen ovalarına can veriyor ve en son Ege Denizi’ne karışıyor. Harika bir doğal koridor değil mi?” ifadesini kullandı. Murat Dağı’nın önemli medeniyetlere ev sahipliği yaptığını kaydeden Dr. Eşref Atabey, bölgedeki tarımla elde edilen ürünlerin Türkiye’nin sofralarını beslediğini dile getirerek, sadece bulunduğu bölgedeki 2 milyon kişi için hayati önem taşıdığını aktardı. Uşak, Kütahya ve Denizli’nin bazı ilçelerine sadece uç kısmındaki kaynakların hayat verdiğini anlatan Dr. Eşref Atabey, bölgede kontrolsüz madencilik faaliyetlerinde bulunulduğunu da belirterek, bölgede 245 maden ve enerji projesinin bulunduğunu söyledi. Sadece Gediz sınırları içinde 176 madencilik projesi olduğunu aktaran Dr. Eşref Atebey, bölgedeki doğal yaşamın bozulmaması gerektiğini vurguladı.
MURAT DAĞI YOK OLMASIN PLATFORMU SÖZCÜSÜ AKCURA: MURAT DAĞI’NA SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM
Murat Dağı ve Gediz Nehri’yle ilgili ortaya konan söz konusu çalışmanın önemli olduğunu dile getiren Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura, “Murat Dağı ve buradan hayat bulan Gediz Nehri’ne sahip çıkmak, önemli bir yurttaşlık görevidir ve bu noktada ortaya konan tüm çalışmalar değerli ve kıymetlidir. Türkiye’nin neden su fakiri olduğunu ve kapıda bekleyen susuzluğu Dr. Eşref Atebey hocamız çocuğa anlatır gibi anlatmış ve bu bilgilerden tüm vatandaşlarımızın istifade etmesinde yarar var. Yaşadığımız bölgeyi tanımamız; Murat dağına, suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmamız açısından büyük önem taşıyor” dedi.




