Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, lansmanla ilgili X hesabından yaptığı bilgilendirmede, 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın öncülüğünde kazanılan Malazgirt Zaferi’nin Anadolu’nun kapılarını Türk milletine açan, bu toprakları bir medeniyet tasavvuruna, bir devlet geleneğine ve köklü bir kültüre kavuşturan tarihî bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.

H Qud9 Wp Ww A Atyo0

İLİMLE, İRAFANLA, ADALETLE YÖNETİLEN ŞEHİRLER VE ESERLERLE OLUŞAN BÜYÜK BİR MEDENİYET YURDU

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Malazgirt’ten sonra Anadolu; ilimle, irfanla, adaletle, vakıf kültürüyle, şehirleri ve eserleriyle inşa olunan büyük bir medeniyet yurduna dönüşmüştür. Malazgirt Ovası’nda tecessüm eden birlik ve beraberlik ruhu, bin yıla yaklaşan tarihî yürüyüşümüz boyunca milletimizi ayakta tutan en büyük kuvvetlerden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri üzere, Malazgirt’te ebedî yurt kıldığımız bu cennet vatanı 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunan ruh, aynı tarihî şuurun ve millî birlik iradesinin tezahürüdür” dedi. “Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünde hazırladığımız “Malazgirt Zaferi: Türklerin Savaş Hüneri ve Sanat Estetiği” kitabımızın, bu büyük zaferin tarihî ve medeniyet perspektifinden anlaşılmasına ve özellikle genç kuşaklarımızın kendi medeniyet mirasını sağlam kaynaklardan öğrenmesine katkı sunacağına inanıyorum” diyen Duran, şöyle konuştu: “Programımıza katkı sunan kıymetli hocalarımıza, panelistlerimize ve kitabımızın hazırlanmasında emeği bulunan çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor; bu eserin Malazgirt Zaferi’nin tarihimizdeki müstesna yerinin gelecek nesillere aktarılmasına vesile olmasını temenni ediyorum.”

H Qud9 Wy X0 A Ak F L9

TÜRKLER’İN ANADOLU’YA GELİŞ SÜRECİ

Muş Valiliği’nin resmi internet sitesinden alınan bilgilere göre; Türklerin Anadolu’ya geliş süreci, Orta Asya’dan başlayan uzun bir tarihsel hareketlilik sonucunda şekillendi. Türk toplulukları milattan önceki dönemlerden itibaren farklı coğrafyalara yayılmış, milattan sonraki yüzyıllarda ise Karadeniz ve Hazar Denizi’nin kuzeyinde güçlü varlık gösterdi. 8’inci yüzyıldan itibaren İslam orduları ile birlikte Türklerin Anadolu’ya gelişi hızlanmış, Horasan ve Maveraünnehir bölgelerinden sınır şehirlerine yerleşimler arttı ve bu bölgeler tarım açısından verimli olduğu gibi, doğu-batı ticaret yolları üzerinde bulunmaları nedeniyle ekonomik açıdan da önemli merkezler oldu. 11’inci yüzyıldan itibaren Selçuklu akınlarıyla birlikte Anadolu’ya yönelik hareketlilik daha da arttı, Malazgirt Meydan Muharebesi (1071) sonrasında Bizans’ın direnci kırılarak Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı. Bu zaferin ardından Türkler kısa sürede Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerlerken, Anadolu’ya girişte Türkler, coğrafi şartlardan faydalanarak dağ geçitleri ve vadi güzergâhlarını kullandı. Aras, Kızılırmak, Karasu ve Fırat vadileri üzerinden Orta Anadolu’ya ulaşan Türk boyları, farklı yönlere yayılarak geniş bir coğrafyada yerleşim kurdu ve Oğuz boyları Doğu Anadolu üzerinden Malatya, Adıyaman ve Konya’ya kadar ilerledi. Van Gölü çevresinden gelen gruplar ise Murat Suyu hattını takip ederek Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Çukurova’ya kadar yayıldı ve bu süreç Anadolu’nun Türkleşmesinde belirleyici rol oynadı.

Kaynak: HABER MERKEZİ