Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye adına Pakistan ve Suudi Arabistan’la imzaladığı Mekke Anlaşması hakkında X hesabı üzerinde bir değerlendirme yapan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemiz, değişen ve karmaşıklaşan küresel güvenlik ortamında dost ve kardeş coğrafyalarla stratejik iş birliklerini güçlendirmeye, bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrara öncülük etmeye kararlılıkla devam etmektedir. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması; ortak tarihimizden ve sarsılmaz kardeşlik bağlarımızdan aldığımız gücün stratejik düzeyde tahkim edilmesi, kolektif caydırıcılığımız ile stratejik dayanıklılığımızın güçlendirilmesi adına atılmış tarihî bir adımdır” dedi.
MEKKE ANLAŞMASI’YLA 3 ÜLKENİN ORTAK GÜVENLİĞİ VE CAYDIRICILIK KAPASİTESİ ARTACAK
Mekke Anlaşması’nın 3 ülkenin ortak güvenliğini ve kolektif caydırıcılık kapasitesini artıracağını ifade eden Duran, savunma sanayii iş birliği ile askerî birlikte çalışabilirliği ileri taşınacağını ve başta terör örgütleri olmak üzere ortak güvenliği tehdit eden tüm unsur ve yapılara karşı mücadelede iş birliği ve eş güdümün güçleneceğini kaydetti. Bölgede barış, huzur ve istikrarın korunmasına kritik katkılar sağlayacağını belirten Duran, şöyle söyledi: “Zor zamanlarda omuz omuza duran milletlerin, bölgemizin ortak geleceğini ve güvenlik mimarisini bölgesel sahiplenme ve dayanışma anlayışıyla inşa etme iradesinin somut bir tezahürü olan bu anlaşmanın, ülkelerimiz ve coğrafyamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum”.
MEKKE ANLAŞMASI’NIN İÇERİĞİ NEDİR?
Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıyla ilgili Anadolu Ajansı Dış Haberler servisinin aktardığı bilgilere göre; anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor. Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor. Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.




