Mıdıklı ve Güre’de kaderin cilvesi işlerken, burada da durum çok farklı değildir. Manisa ili/Eşme ilçesine bağlı-Kötü Ellezli köyünde Ordu’nun Hüseyin ve Hanife birbirini severek evlenirler.1911 yılında Durmuş,1914 yılında Faden doğar. Durmuş 9, Faden 6 yaşlarında iken Önce Hüseyin, ardından Hanife vefat ederler. İki küçük kardeş o gün birbirleri iyice sarılırlar. Başlarına gelecek felakete kadar o sarılışlar hiç bitmez. Köyde kendileri ile ilgilenecek kimseleri yoktur. Amcalardan biri Uşak’a gider gelir. Bu gidiş iki kardeşi kuşkulandırsa da bir şey yapacak halleri yoktur. Amca, daha önceden Uşak/Yörükler mahallesine yerleşip, demircilik yapan aile ile konuşmuş ve çocukları ona götürecektir. Nihayet bir eşek üstünde Durmuş, heybede Faden alaca karanlıkta yola çıkılır. Gün boyu devam eden yolculuktan sonra eve gelinir. Amca, ertesi sabah yine gün doğmadan yola çıkar.
2 KARDEŞ YİNE BİRBİRLERİNE SARILIRLAR, GÜNLERCE YEMEK YEMEDEN VE SU İÇMEDEN KALIRLAR
İki kardeş yine birbirlerine sarılırlar, günlerce yemek yemeden, su içmeden öylece kalırlar. Durmuş, demirci dükkânında körük çeker, zor işlerin altına girer, Kardeşine-seni güzel yaşatacağım, her zaman yanındayım, sana ben bakacağım, gibi sözleri ile teselli eder. Demirci akraba çok titiz ve sert mizaçlı bir adamdır. Durmuş horlanır, dövülür ama kız kardeşi için sabreder. Aradan her günü bir asır gibi geçen yıllardan bir gün Faden Uşak Şeker Fabrikası’na Müdür olarak gelen Kilisli Ahmet Remzi Bey’e evlatlık verilir. Remzi Bey’in bir ifadeye göre aldığı 2.evlatlık kız çocuğudur. Ahmet Remzi Bey, Faden’i nüfusuna alır ve adını Şadan olarak kayıt ettirir. Ahmet Remzi Bey, Tahsilli, atılımcı ve zeki bir adamdır. Uşak Şeker Fabrikasında bir projeyi hayata geçirmiş adı hiç unutulmamıştır.21.01.1926 tarihinde kendi isteği ile istifasın ister ve Uşak’tan ayrılır Ahmet Remzi Bey. Sonraki yıllarda birkaç kez Uşak’a ve Şeker fabrikasına ziyarete geldiği söylenir.
KARDEŞİNİN EVLATLIK VERİLMESİ DURMUŞ BEY’İ BEYNİNDEN VURDU
Kardeşinin evlatlık verilmesi Durmuş’u beyninden vurmuştur. Durmuş o gününü sabahı adını ve yolunu bile bilmediği Kötü Ellezli köyüne gitmek için yola düşer. Eski İzmir yoluna girer. Karaağaç, Kaya ağıl, Eski Saray, İlyaslı ve Yoncalı (Kula boğazı), yol burada ikiye ayrılır. Yine burada kader devreye girer. Sola girse belki köyünü bulacak ama o sağa devam eder. Gün batmak üzere iken Gediz çayını geçer. Tüm elbiseleri ve çarığı sırılsıklam Mıdıklı köyünün ilk evlerine, Kalem duvarı mevkiine geldiğinde açlık, yorgunluk ve titreme sonucu bayılır. Gören köylüler hemen koşar ve ilk eve taşınır Durmuş. Akşam ve ertesi günler tüm köylü bu Kara oğlanı konuşmaktadır. Bir-iki gün sonra kendine gelen Durmuş, kardeşinin adını sayıklamaktadır. Bundan sonra adı Karaoğlan’dır.
İlk kocası, kendisinden kırk yaş büyük Kurt Ramazan(Kayran) hastalıktan, ikinci kocası Arap Selim’in şehit olmasıyla, kızı Fatma ile yaşayan bir ayağı olmayan Havva’ ya bu kara günlerde bir kara haber daha gelecektir. Askere gönderir iken doya doya sarılamadığı ilk eşi Kurt Ramazan’dan olan oğlu Himmet Ali’nin birkaç ay sonra askerde öldüğü haber gelir. Havva çaresizdir, yorgundur. Karaoğlan’a çobanlık teklif eder. Karaoğlan, kabul eder. Karın tokluğuna yıllarca Havva’nın yanında çalışır. Köye uğrayan tüm yolcu ve misafirlere Ahmet Remzi Bey’i sorar. Ölümüne kadarda soracaktır. Tek tesellisi kardeşi Faden’in iyi ve varsıl aileye verilmesidir.
FATMA VE DURMUŞ GÖKKAYA’NIN 5 ÇOCUĞU OLUYOR
1931 yılında üç yıla yakın sürecek Askerliğe çağrılır ve gider. Askerlik dönüşü Uşak’taki demirci akrabaya uğrar. Tam o günlerde tüm Türkiye’de olduğu gibi herkes soyadını kanununu konuşmakta, soyadın bulmak telaşındadır. Demirci akraba,-Bak Durmuş, ben Gökkaya soyadını aldım, köydeki Ordular ailesi Peker soyadını almış. İstersen bu iki soyadından birini al, der. Durmuş, Gökkaya olsun der ve nüfusa kaydını yaptırır. Mıdıklı köyüne geri döner, adı artık Kara Durmuş olmuştur. Köylü, hem acıma hem dürüstlüğü, hem de herkesin işine koştuğu için Kara Durmuş’u çok severler. Araya girerler ve Havva Tuvar kızı Fatma ile evlendirirler. Fatma, Anadan hem mal, hem de sürülerin sahibidir. Bir kez daha kader acımasız davranacak, Uşak-İzmir yolu yapılırken en güzel Gediz çayı kenarı bahçeleri istimlak edilecek, en güzel tarlaları Orman statüsüne girecektir. Rum değirmenci Andonaki bozguna uğrayan Yunan askerlerinin yanı sıra onlarla gitmeden önce buradaki 50 hektarlık tarlasını Havva’ya satmıştır. Fatma ve Durmuş Gökkaya’nın 5 çocuğu olacaktır. Hüseyin, Havva(Akarsu),Necdet, Himmet Ali ve Uğur. Kara Durmuş 1980,Fatma Gökkaya ise 1997 yılında vefat edeceklerdir. Kabirleri yan yana ve yanlarında Uğur Gökkaya’nın genç yaşta vefat eden öğretmen oğlu Fatih’in mezarı vardır. Uğur Gökkaya, yıllardır bu çocuk mezarı olarak bilinen mezarlıkta o bölgeyi tek başına ağaçlandırmak ister ancak bir verim alamaz. Son iki-üç yıldır ağaçlar nihayet kendini göstermeye başlamıştır.





