Uşak’ın tanıtımı için bir dizi gönüllülük çalışması ortaya koyan Alp Arslan Dur, drone ile Elma Dağı’ndaki yılkı atlarını görüntüledi ve buradaki yılkı atlarının günlük yaşamlarını yakından gözlemleme imkanı buldu. Yılkı atlarının beslendikleri ve topluca zaman geçirdikleri Elma Dağı’nın güzelliklerini paylaşan Alp Arslan Dur, doğayla uyum içinde yaşayan canlıların tabiattaki devamlılık açısından büyük önem taşıdığını aktardı.
ELMA DAĞI, MURAT DAĞI VE SPİL DAĞI’NDA HALA YAŞAYAN BİR GELENEK
Yılkı atlarının bir geleneğin unsuru olduğunu ve bunun Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşadığını kaydeden Alp Arslan Dur, benzer durumun Murat Dağı ile Spil Dağı’nda da gözlendiğini kaydetti. Dur, bölgedeki yılkıya bırakma uygulamasının Osmanlı döneminden kalma bir alışkanlıkların başında geldiğini belirterek, “Atlar, mevsimlik olarak veya ihtiyarlık durumuna göre yılkıya ayrılıyor ve Elma Dağı’ndaki zor şartlara rağmen hayatta kalmak için bir mücadelenin içine giriyorlar. Bu eşsiz güzelliği görüntülemek ve bunları karelere yansıtmak da bizim için ayrı bir keyif oluyor” ifadesini kullandı.
ERCAN KESAL: YILKIDAN GELEN ATLAR, TEKRAR AT OLDUĞUNU HATIRLIYORLAR!
Yılkı atlarıyla ilgili daha önce psikolog Beyhan Budak’a bazı değerlendirmeler yapan, oyuncu, yönetmen ve senarist Ercan Kesal, söz konusu uygulamanın bir Kırgız geleneğine dayandığını ifade etti. Kesal, yılkının bir acımasızlığı olduğunu ve kimsenin kolaylık sağlamadığı bir ortamda atların ayakta kaldığını ifade etti. Kesal, “Türkiye’de Afyonkarahisar, Kayseri ve Murat Dağı’nda yaşayan yılkı sürüleri var ve sonra kendi atlarını bulup getiriyorlar ve atların değiştiğini görüyorlar. Yılkıdan gelen atlar, kendileri değişmekle kalmıyorlar, giderek kendi doğal mücadele gücünü unutmuş atlara da tekrar at olduklarını hatırlatıyorlar” ifadesini kullanarak, uygulamanın önemine vurgu yapmıştı.