Sol Parti Uşak İl Teşkilatı tarafından yapılan açıklamada, “Yükselen bu halk muhalefetine karşı sermaye çevreleri, yoksullaştırmayı artıracak 24 Ocak Kararlarını hayata geçirmek istedi. Dönemin başbakanı Demirel bile bu kararların ancak otoriter yönetimler eliyle uygulanabileceğini ifade etti. Bu kararların uygulanabilmesi için yükselen halk muhalefetinin bastırılması gerektiğinden, Amerikan emperyalizminin işbirlikçisi sermaye, CIA ile birlikte darbeyi gerçekleştirdi” ifadesine yer verdi.
“Dönemin TİSK (Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin darbeden sonra “Şimdiye kadar işçiler güldü, gülme sırası bizde” dedi. Dönemin CIA Başkanı da “Bizim çocuklar başardı” sözlerini kullandı. Bu ifadeler darbenin hangi amaçla yapıldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır” ifadesine yer veren Sol Parti Uşak İl Teşkilatı, şu açıklamaları yaptı:

“12 Eylül öncesinde devlet, sivil faşistleri yanına alarak halkı okullara, işyerlerine ve evlere gidemez hale getirdi. Bununla da kalınmadı; faşist polis-idare iş birliğiyle kahveler bombalandı, okuldan çıkan öğrencilerin üzerine saldırılar düzenlendi, 1 Mayıs Taksim, Maraş ve Çorum katliamları yaşandı. Tüm bunlar sağ-sol çatışması olarak sunulsa da gerçek şuydu: Ortada bir sağ-sol çatışması değil, planlı faşist katliamlar vardı. Böylece darbe için gerekli zemin hazırlanmış oldu. 12 Eylül 1980 tarihinde Kenan Evren öncülüğünde darbe gerçekleştirildi. Darbenin ardından binlerce insan gözaltına alındı, işkence gördü, işkencede hayatını kaybetti veya sakat bırakıldı. Yüzlerce kişi ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, 50 kişi idam edildi. Sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler kapatıldı; parti liderleri tutuklandı. Kenan Evren, miting meydanlarında eline Kur’an alarak bu kanlı darbeyi din üzerinden meşrulaştırmaya çalıştı. Devamında tarikatların önü açılarak bugünkü siyasal İslam anlayışının temelleri atıldı. Devlet kurumları tarikatlara devredildi. 24 Ocak Kararlarının mimarı MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) Başkanı Turgut Özal başbakan yapıldı. Özelleştirme adı altında Cumhuriyetin kazanımları sermayeye devredildi”.





