Kırşehir’deki Dijital Medya Çalıştayı’nda konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, medyanın geleceğini teknolojinin kendisinin değil, o teknolojinin hangi ahlaki değerler ve hangi toplumsal reflekslerle nasıl kullanıldığının tayin edeceğini söyledi. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği tarafından düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda gazeteci, akademisyen ve medya temsilcisinin katıldığı programda konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Anadolu’nun irfan ocaklarından; Ahiliğin kardeşlik ve dürüstlük anlayışını asırlardır yaşatan Kırşehir’de sektör paydaşlarıyla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

3 TEMEL SINAVIMIZ ‘TEKNOLOJİK ENTEGRASYON’, ‘ETİK DEĞERLER’ VE ‘EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK’
Dijital yayıncılığı konuşurken birkaç yıl öncesine kadar gündemi meşgul eden ‘Basılı gazete mi, internet sitesi mi?’ tartışmalarını geride bıraktıklarını dile getiren Genel Müdür Çay, arama motorlarının yapay zekâ entegrasyonlarıyla kabuk değiştirdiği, ziyaretçi trafiklerini algoritmaların belirlediği ve çoklu platform yayıncılığının zorunluluk haline geldiği köklü bir dönüşüm sürecini hep birlikte ele aldıklarını söyledi. Dijital yayıncılığın; mecra değişikliğinin ötesinde gazeteciliğin iş yapma biçiminin kökten dönüşümünü de ifade ettiğini belirten Çay, “İşte tam da bu nedenle dijital haberciliğin önünde 3 temel sınav bulunduğunu hep birlikte müşahede ediyoruz. Bunlar teknolojik entegrasyon, etik değerler ve ekonomik sürdürülebilirlik” diye konuştu.

TIKLANMA SAYILARI SARSILAN ‘GÜVEN’ DUYGUSUNUN FATURASINI ÖDEMEK İÇİN YETERLİ OLMAYACAKTIR
“Bugün geldiğimiz noktada asıl mesele içerik üretmekle beraber güven de inşa etmektir” diyen Genel Müdür Çay, “Dünyada her gün milyonlarca haber içeriği okuyucuyla buluşmakta, sosyal medya platformlarında ise dakikalar içerisinde milyarlarca veri dolaşıma girmektedir. Bilgi tüketiminin böylesine hızlandığı bir ortamda, haber doğrulama süreçleri çok daha kıymetli bir hale gelmiştir. Yanlış bilgi ve dezenformasyon doğru bilgiye kıyasla 6 kata kadar daha hızlı yayılmaktadır. Bu tablo yalnızca bir medya sorunu değil, toplumsal güveni, huzuru ve barışı doğrudan tehdit eden bir kırılganlık alanıdır” şeklinde konuştu. Artık haberin değerinin yalnızca ne kadar hızlı üretildiği ve tıklandığı ile değil; ne kadar güvenilir olduğu ile de ölçüldüğünü vurgulayan Çay, bu bilinçle hareket edilmediğinde dijital çağın en değerli para birimi olarak görülen ‘tıklanma’ sayılarının, sarsılan ‘güven’ duygusunun faturasını ödemek için yeterli olmayacağını ifade etti.

SENTETİK MEDYA TEKNOLOJİLERİ GERÇEĞİ TEHDİT EDEN BİRER SİLAHA DÖNÜŞMÜŞTÜR
Konuşmasında yapay zekâ teknolojilerine değinen Çay, dönüşüm sürecinin tam merkezinde yer alan yapay zekâ teknolojilerinin artık laboratuvarlardan çıkarak, yazı işlerinin tam merkezine yerleştiğini belirtti. Yapay zekâ teknolojilerinin, büyük veri setlerinin saniyeler içinde analiz edilmesinden içerik üretimine kadar muazzam bir asistan olarak kullanıldığını söyleyen Çay, tam da bu noktada mesleğin geleceği adına “Yapay zekâ kusursuz metinler üretebilir. Peki, editoryal sorumluluğu yapay zekâya yükleyebilir miyiz?” sorusunun sorulması gerektiğini dile getiren Genel Müdür Çay, şöyle konuştu: “Bu sorunun cevabını aslında hepimiz biliyoruz ama nedense yapay zekâ dediğimizde hep bir adım geride duruyoruz. Oysaki yapay zekânın editoryal sorumluluğu üstlenemeyeceğinin farkındayız. O zaman çekinecek bir şey yok. Editoryal sorumluluk bizlerin üzerinde, insanın üzerinde. İnsanın olmadığı bir yerde yapay zekâ eksik kalıyor. Dolayısıyla gazetecilik yalnızca bilgi aktarma işi değil, hakikate sadakat meselesidir. Algoritmaların vicdanı yoktur. Yapay zekâ uygulamalarının toplumsal sorumluluk bilinci, etik duyarlılığı ya da insan onurunu koruma kaygısı olamaz. Verinin arkasındaki insan hikâyesini, yaratacağı toplumsal travmayı ya da doğuracağı hukuki sonuçları tartamaz. Sadece yapay zekâ veriyi işleyebilir. Özellikle son dönemde hızla değişen sentetik medya teknolojileri, gerçek ve sahtenin ayırt edilebilmesini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. Bugün tamamen yapay zeka teknolojileri tarafından üretilen sahte videolar, manipüle edilmiş ses kayıtları ve algoritmik dezenformasyon, gerçeği tehdit eden birer silaha dönüşmüştür.”

İSRAİL, YAPAY ZEKA TEKNOLOJİLERİNİ KULLANARAK 7 EKİM SÜRECİNDE BAŞLAYAN GAZZE SOYKIRIMINI ÖRTEMEYE ÇALIŞTI
Dezenformasyon konusunu bir örnekle anlatan Genel Müdür Çay, İsrail’in, hâkim olduğu yapay zekâ teknolojilerini kullanarak 7 Ekim süreciyle başlayan Gazze soykırımını örtmeye çalıştığını vurguladı. “Net bir çizgi çizmek zorundayız” diyen Genel Müdür Çay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapay zekâ gazetecinin yerine geçen bir özne değildir. Ancak gazeteciyi destekleyen bir araç olabilir. Gazeteciliğin geleceğini belirleyecek olan şey ise teknolojinin hızı değil, insan yönetimi ve mesleki etik olacaktır. Algoritmik görünürlük kazanmak için ruhsuz ve etik dışı içerikler üretenler, dijital gürültünün içinde kaybolup gidecek, sahadaki gözlemi, fikri takibi ve insanla kurulan empati bağını koruyanlar varlığını sürdürecektir.”
NİTELİKLİ HABER, BEDELSİZ ÜRETİLEN BİR İÇERİK DEĞİLDİR
Dijital dönüşümün; çok çetin bir ekonomik savaşı da barındırdığını dile getiren Çay, platform bağımlılığı ve algoritmik görünürlük olarak tanımlanan yeni bir sömürü düzeniyle karşı karşıya olduklarını ifade etti. Dijital reklam gelirlerinin yüzde 60’dan fazlasının birkaç büyük küresel teknoloji şirketinin tekelinde olduğunu belirten Çay, şunları söyledi: “Bu durum içerik üreticileri ile yayıncıların ekonomik payını giderek daraltmaktadır. Ayrıca son dönemde arama motorlarında yaygınlaşan AI modu ile internet haber sitelerimiz ‘zero click’ olarak ifade ettiğimiz yani sıfır tıklama olarak nitelendirilen bir sorun ile karşı karşıyadır. Yani sistemde kullanıcılar bilgiyi direkt arama sayfasında görmekte, haber sitesine gitmeye bile gerek duymamaktadır.
Yani küresel platformlar medyanın ürettiği nitelikli içerik üzerinden devasa trafik ve reklam geliri elde ederken, içeriğin asıl sahibine; yani fikir işçisine hakkını vermemektedir. Nitelikli haber bedelsiz üretilen bir içerik değildir. Fikri emeğin korunması noktasında Dijital Mecralar Komisyonumuz gerekli çalışmaları yürütmektedir. Bu çerçevede bizler de Komisyonla koordine halinde çalışmalara katkı sunmaya gayret ediyoruz. Çalışmaların sonucunda hem basın mensuplarımızın ürettiği haber içeriklerinin değerinin korunacağı, hem de hakların teslim edileceği bir yasal düzenlemenin ortaya çıkacağını temenni ediyorum.” “Gazeteciliğin özü insandır, ruhu ise vicdandır” diyen Çay, medyanın geleceğini teknolojinin kendisinin değil, o teknolojinin hangi ahlaki değerler ve hangi toplumsal reflekslerle nasıl kullanıldığının tayin edeceğini söyledi. Genel Müdür Çay, konuşmasını “Hakikatin değerini koruyabildiğimiz ölçüde teknolojiyi doğru yönetebilir, teknolojiyi doğru yönetebildiğimiz ölçüde de medyamızın geleceğini güvence altına alabiliriz” sözleriyle tamamladı.




