Son dönemlerde GES projesiyle gündeme gelen Uşak’ın Dağdemirler, Altıntaş ve Bağbaşı havzasındaki olası tehditlerle ilgili görüş belirten Uşak’taki doğa ve tarih araştırmacıları, bölgenin önemli tarihi değerlere de ev sahipliği yaptığını ifade etti. Araştırmacılar, Dağdemirler Kalesi, Altıntaş Höyüğü, İnönü kaya yerleşimleri, Bağbaşı hattı ve Sulucain nekropolünün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, alanın çok katmanlı bir kültürel peyzaj sunduğunu ifade etti. Bölgenin yalnızca arkeolojik kalıntılarla sınırlı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, tarih öncesi dönemlerden Bizans’a kadar uzanan geniş bir yerleşim ve yaşam izinin bulunduğunu vurguladı. Aynı zamanda havzanın yılkı atlarının doğal dolaşım alanları içerisinde yer aldığı belirtilirken, mera düzeni, su kaynakları ve geçiş koridorlarıyla bütüncül bir ekosistem oluşturduğu kaydedildi.

MAĞARALAR, MERA ALANLARI VE YILKI ATLARI İÇİN KRİTİK UYARILAR YAPILDI
Son dönemde planlanan geniş ölçekli enerji projeleri ve depolama tesislerinin, bölgenin doğal ve tarihi yapısı üzerinde ciddi baskı oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler paylaşıldı. Aynı sahada birden fazla projenin yürütülmesinin toplam etkinin net şekilde ortaya konmasını zorlaştırabileceği ifade edilirken, bu durumun gerçek çevresel baskıyı görünmez kılabileceği dile getirildi. Uzmanlar, özellikle geniş çaplı hafriyat çalışmaları, yeni yol açımları ve tel çit uygulamalarının tarihsel peyzaj bütünlüğünü bozma riski taşıdığını belirtti. Bölgedeki Arap İni, Çeltek, İnemek, Kazankaya, Kurudere, Kepez ve Banakaya mağaralarının proje sahası içerisinde veya etki alanında kaldığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti. Bu durumun yalnızca doğal oluşumları değil, potansiyel arkeolojik ve kültürel miras unsurlarını da tehdit edebileceği ifade edilirken, alanın hassasiyetine vurgu yapıldı. Mera alanlarında yaşanabilecek daralmalar ve otlatma yollarının kapanması ihtimali, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından önemli bir risk olarak değerlendirildi. Yılkı atlarının doğal hareket alanlarının çit sistemleri ve tesislerle parçalanabileceği belirtilirken, bu durumun bölgedeki ekolojik dengenin bozulmasına neden olabileceği ifade edildi.

SU KAYNAKLARI VE TARIMSAL YAŞAM ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİLER DE GÜNDEME TAŞINDI
Altıntaş Göleti ve çevresindeki su sistemine ilişkin değerlendirmelerde, kazı ve inşaat faaliyetlerinin su kalitesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği kaydedildi. Volkanik yapı üzerinde yapılacak müdahalelerin drenaj sistemini değiştirebileceği ve tozlaşma nedeniyle su kaynaklarının zarar görebileceği ifade edildi. Bu durumun yalnızca doğal çevreyi değil, aynı zamanda bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerini de doğrudan etkileyebileceği belirtildi. Araştırmacılar, Dağdemirler–Altıntaş–Bağbaşı havzasının yalnızca bir yatırım alanı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, planlamaların çok yönlü ele alınması çağrısında bulundu. Öte yandan bölgedeki doğal hayatın korunması adına Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura da daha önce bir dizi açıklamalar yapmış ve buradaki doğal yaşamın yok olmasının bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerine zarar vereceğine dikkat çekmişti.




