Arpa ve buğday alımları ile ilgili tepkilerini ortaya koymak amacıyla eski belediye binası önünde bir araya gelen Uşaklı üreticiler, basın açıklaması yapmak ve kamuoyuna sesini duyurmak amacıyla Tiritoğlu Parkı’na yürüdü. İsmetpaşa Caddesi’nden başlattıkları yürüyüşü Tiritoğlu Parkı’na kadar sloganlar eşliğinde devam ettiren üreticiler, tarımda yaşanan sorunlara dikkat etmek amacıyla yürüdüklerini dile getirdi.
UŞAKLI ÜRETİCİLER SLOGANLAR ATARAK TİRİTOĞLU PARKI’NA YÜRÜDÜ VE BASIN AÇIKLAMASI TAPTI
Tiritoğlu Parkı önünde yapılan açıklamalarda, Türkiye’nin tarım politikasının dışa bağımlı kaldığı vurgusu yapılarak sektörün şirketlerin çıkarlarına hizmet ettiği aktarıldı. Üreticiler, toplum olarak tarımın korunması gerektiğini belirterek sorumluluğun sadece çiftçi ve üreticide olmaması gerektiğini ifade etti. Konuşmada ilk olarak emekli öğretmen olduğunu ifade eden Hulusi Kalaycı söz aldı ve üreticinin maddi- manevi anlamda desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Kırsalda yaşayan nüfusun eskiden daha fazla olduğunu ifade eden Kalaycı artık insanların geçinemediğinden dolayı yüzde 80’inin şehirlerde yaşadığını belirtti. Sorunun sadece arpa ve buğday fiyatlarında olmadığını aktaran Kalaycı, üreticilerin emeğinin karşılığını almakta zorluklar yaşadığını söyledi.
“SATTIĞIMIZ BUĞDAYIN YARISINA GÜBRE ALABİLİYORUZ, MAZOTUN LİTRESİ 70 LİRA”
Buğday ve arpa üreticisi olarak söz alan Köksal Kazanır ise çiftçinin mağdur durumda olduğunu belirterek gübrenin torbasının 1500 Lira, mazotun litresinin ise 70 Lira olduğunu söyledi. 100 kilogram buğday satarak sadece 50 kilogram gübre alabildiklerini ifade eden Kazanır, önceki yıllarda kuraklıktan çok çektiklerini bu yıl ise rekolte yüksek diyerek fiyatların düşük tutulduğuna dikkat çekti. Akaryakıt ve gübre fiyatlarının kendilerini çok zorladığını ifade eden Kazanır, bu durumun memurundan işçisine, polisinden öğretmenine kadar yaşayan herkesin ilgilendirmesi gerektiğini söyledi. Çiftçinin her geçen yıl zararının arttığını belirten Kazanır, bu yıl açıklanan fiyatların beklentileri karşılamadığını savundu. Üretime devam etmenin bu şartlarda kendilerini zorladığını ifade eden Kazanır, çiftçinin yalnızca kendisi için değil herkesin geçimi ve gıda tedariki için çalıştıklarını söyledi.
TARIMDA; İTHALAT VE ŞİRKETLER DEĞİL KÜÇÜK ÇİFTÇİLERİN EMEĞİ GÖZETİLMELİ
Uşaklı üreticiler olarak basın açıklamasını yapan çiftçi Ali Yavuz ise Türkiye’nin buğday ithalatında neredeyse 12 milyon tona ulaşmışken yerli üretimin azaldığını, dışa bağımlılığın artırıldığını söyledi. Bu durumun aynı zamanda temel gıda maddesi olan ekmeği bile şirketlere ve itahalata bağımlı bıraktığını söyleyen Yavuz, yerli üretim ve çiftçinin teşvik edilmesinin şart olduğunu vurguladı. Yavuz; “Türkiye’nin tarımda yaşadığı bu kriz, kamucu bir yaklaşımla çözülebilir tarımda etkin politikalarla çiftçiden yana tavır sergilenerek sağlıklı üretim sağlanabilir. Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdiler kamusal olarak karşılanmalı ve sermayenin değil halkın çıkarları ön planda olmalıdır. Buğday alım fiyatları, üreticiye ve yerli üretime destek sağlamayı bırakın tam tersine ithalata dayalı bir düzeni devam ettiriyor, bu fiyatlar gerçek maliyetleri bile karşılamıyor. TMO’nun açıkladığı 2026 buğday alım fiyatları ülkenin tarım politikasında geldiği noktayı, ithalatçı ve şirketçi mantığı ve küçük çiftçiye dayatılan yoksulluğu ve sefaleti bir kez daha gözler önüne seriyor” şeklinde konuştu.